Dr. Fatih Birol ile yeni küresel denklemin parametreleri

Yeni bir enerji paradigmasının tam içinden geçerken….

Tarih: 16 Temmuz 2022

Kurucu ve Baş Analistimiz Neslihan Gökdemir Ağar, Rusya Ukrayna Savaşı’nın başlamasının ardından, Uluslararası Enerji Ajansı İcra Kurulu Başkanı Dr. Fatih Birol ile küresel denklemin yeni parametrelerini bir yazısında değerlendirmişti.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Kurulu Başkanı Dr. Fatih Birol, kendisiyle İstanbul’da gerçekleşen görüşmemizin hemen ardından, Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un davetlisi olarak, Bavyera eyaletinde gerçekleşen G7 Zirvesi’ne katılmak üzere İstanbul’dan Elmau’ya geçtiler.

İstanbul ziyareti sırasında kendisi ile yeniden bir araya gelmekten onur duydum. G7 Zirvesi’nde devlet ve hükümet başkanları ile aynı masada toplantılar yapmaya hazırlanan Dr. Birol, İstanbul’da yapacağı bir başka önemli görüşmenin daha heyecanı içindeydi… Bu görüşme, biricik annesi Bilge Hanım’laydı. Bir anne olarak ifade etmeliyim ki, vefalı bir evladın kâinattan almış olabileceği yüksek dereceli takdire layık kendisi. Bugün dünya enerjisini yönlendiren kişilerden biri…

Enerji güvenliğine yön veren IEA Başkanı ile küresel enerji denkleminin yeni parametrelerini DİPFRİZ’den çıkarıyoruz.

Global enerji krizi, 24 Şubat sabahı başladı

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile 24 Şubat sabahı dünyada ilk global enerji krizinin çan sesleri duyulmuş oldu.  Dr. Birol, bu krizden dünyanın kolayca çıkmasının mümkün olmadığının altını çizerken, başka krizlerin de kapısının aralandığını vurguluyor.

Bu diğer kriz ise gıda krizi… Çünkü doğalgaz gübre üretiminde en önemli girdilerden biri… Bu da gübre fiyatlarını ve dolayısıyla gıda fiyatlarını hızla attırıyor. Bu hadisenin özellikle Afrika’yı, Latin Amerika’yı ve Asya’yı derinden etkilediğini görüyoruz. Dr. Birol’un da belirttiği üzere, dünyadaki enerji sistemi bir daha geri döndürülmemek üzere değişmiş, değişmeye yüz tutmuş bulunuyor. Ben meslek hayatım boyunca, enerji ve jeopolitikanın iç içeliğine hep şahitlik ettim ama bu kadar iç içe olduğu bir döneme hiç tanıklık etmedim diyor…

Fosil yakıtlarda bir yatırım dalgası gelebilir

Krizlerle iç içe yaşıyoruz. Tabii bir de iklim krizi var. Dr. Birol’un da belirttiği gibi bazı ülke ve sektörlerde mevcut duruma bir refleks olarak, ciddi bir dalga halinde fosil yakıt yatırımlarının gelebileceği öngörülüyor. Peki, bu durum iklim meselesiyle çelişmeyecek mi? Tabii ki çelişecek…

Dünya enerji yatırımlarının seyrine bakıldığında, 2022 yılında dünya kömür yatırımlarında yüzde 10’luk bir artış dikkat çekici. Bu yatırımlar, bir önceki yıla göre iki katına çıkmış ve düşeceğine dair bir hareket de bulunmuyor.  Bir kömür santralinin ortalama ömrünün 30-40 yıl olduğu düşünülürse, alınacak kararların iklim krizi ile mücadelemizi zorlaştırmaması gerektiği de ortada. Enerji güvenliğini kontrol edelim derken, enerji krizini daha da kötüleştirebiliriz, diyor. İşte bu nedenlerle, G7 ve G20 zirvelerinin öneminin büyük olduğunu söyleyebiliriz.

Tabii haberler hep kötü değil. Dünya Yatırım Raporu’na göre, 2020 yılında ilk defa dört ana alanda yüzde 12’ye varan ciddi bir büyüme gözlemleniyor.  Bu şimdiye kadar hiç yaşanmamış. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, batarya yatırımları ve elektrikli arabalar bu ana kategoriler içinde. Yaşamakta olduğumuz enerji krizi, birçok temiz ve güvenilir enerji teknolojileri için beklenmedik sıçrayışlar yaratıyor. Pek çok firma bu alanlara sadece dünyayı kurtaralım diye değil, gerçekten kârlı olduğu için yatırım yapıyor.

Bu değişimde, hükümetlerin rolü büyük

Ben de Dr. Fatih Birol gibi enerjide özel sektörün ve girişimin son derece belirleyici bir rol oynaması gerektiğine ve kararların ‘pazar ekonomileri’ temelinde atılması gerektiğine inananlardanım. Dolayısıyla mevcut şartlar çerçevesinde, hükümetlere çok ciddi bir rol düşüyor. Yol göstericilik, stratejik vizyon koyma becerisi ve enerji güvenliğinin sağlanıp, yüksek fiyatların tüketicilere mümkün olduğunca yansıtılmaması şart…

Bu noktada, hatırlanması gereken bir başka gerçeklik de atılan adımların ülkelerin iklim değişikliği ile ilgili mücadelelerine zarar vermemesi; işte bu da son derece önemli. Bazı ülkeler, ‘iklim benim neyime ben kendi işime bakarım’, diye düşünebilir. Böyle düşünen ülkelerin kriz bittiğinde köhnemiş teknolojilerle baş başa kalabileceklerini şimdiden bilmeleri gerekiyor. Bazı ülkeler de sadece iklim değişikliğine yönelip, enerji güvenliği kriterlerini gözden kaçırabilir. Dr. Birol bu ülkelerin de ciddi krizler yaşayabileceğini öngörüyor. Bu nedenle, görünen odur ki, hükümetlerin en büyük mahareti hem ekonomik hem diplomatik geleceği iyi hesap ederek, dünyada neler olup bittiğini iyi analizle, doğru karar ve politikalar üretmeleri olacaktır.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Kurulu Başkanı Fatih Birol, “Bugünün küresel enerji krizini de iklim krizini de görmezden gelmeyi göze alamayız, ancak iyi haber şu ki, aralarında bir seçim yapmak zorunda değiliz – her ikisini de aynı anda ele alabiliriz” diyor ve ekliyor: “Temiz enerji geçişlerini hızlandırmak için yatırımda büyük bir artış, tek kalıcı çözümdür. Bu tür yatırımlar artıyor, ancak yüksek fosil yakıt fiyatlarının tüketiciler üzerindeki baskısını hafifletmek, enerji sistemlerimizi daha güvenli hale getirmek ve dünyanın iklim hedeflerine ulaşmasını sağlamak için çok daha hızlı bir artışa ihtiyacımız olacak.”

2015‘te Paris Anlaşması‘nın imzalanmasından sonraki beş yıl içinde temiz enerji yatırımı yılda sadece % 2 arttı. Ancak 2020’den bu yana büyüme hızı önemli ölçüde hızlanarak % 12’ye ulaştı. Harcama, hükümetlerin mali desteğiyle desteklendi ve özellikle gelişmiş ekonomilerde sürdürülebilir finansın yükselişiyle desteklendi. Yenilenebilir enerji kaynakları, şebekeler ve depolama artık toplam enerji sektörü yatırımının %80’inden fazlasını oluşturuyor. Solar PV, piller ve elektrikli araçlara yapılan harcamalar, artık 2050 yılına kadar küresel net sıfır emisyona ulaşılmasıyla tutarlı oranlarda artıyor.

Dr. Birol’u 2002’den beri tanımak bir ayrıcalık; kendisinin ve öncü iş insanı Güler Sabancı’nın vizyonerliği tabii ki tartışılmaz. Sabancı Üniversitesi yönetimi ve bilim ekibine ayrıca teşekkürler.

Dr. Fatih Birol Başkanlığı’ndaki Uluslararası Enerji Ajansı, küresel temiz enerji dönüşümüne liderlik eden bir organizasyon. Dr. Birol, 2022 Mart ayında, Uluslararası Enerji Ajansı (UEA)’nın tarihinde bir ilkle, oy birliğiyle, 3. kez Dönem Başkanı seçildi. Dr. Birol’u aynı kurumda bir baş ekonomistken, kurucusu olduğum Türkiye’nin Enerji Forumu’nun davetlisi olarak, 2002 yılında ülkemize davet etmiş ve TÜRKİYE ENERJİ FORUMU Bilim Ödülü’nü aynı yıl kendilerine takdim etmiş olmakla daima gurur duyuyorum.

Bugün pek çok üniversitenin BAŞARI ÜÇGENİ olarak tanımladığı KAMU-ÖZEL SEKTÖR-AKADEMİ birlikteliğini işte o yıllarda sektör paydaşlarıyla cesaret ve öngörüyle ilk olarak başlatmış; enerjide ülkemizin önünde önemli bir potansiyel olduğunu sektör paydaşlarıyla tüm dünyaya duyurmuştuk… Bu yeni bir başlangıçtı ve kendisi sektörümüze doğru zaman ve doğru yerde daima yön ve esin verenlerden oldu.

Yeşil hidrojen çağı ve Türkiye

Bugün, Rusya Ukrayna Savaşı, enerji güvenliğinin dünya ajandasındaki yerini ve ağırlığını hayli arttırdı. Hidrokarbon bir ekonomiyi adeta yeni parametrelere göre yeniden inşa etme telaşı ve gerçekliğiyle hepimizi yüz yüze bıraktı. Günümüz dünyasında yeşil enerji yatırımlarındaki artış ve yeşil hidrojen yatırımları yeni bir gerçekliğe dönüştü. 2001 yılında, günlük meseleleri bırakıp, ‘Türkiye’nin Yeni Enerji Stratejileri ve Hidrojen’ ana teması etrafında sektörü uluslararası isimlerle topladığımızda (tam 22 yıl önce),  ‘Ortak Geleceğimiz Enerji’ ve ‘Sürdürülebilirlik’ ve 2050 sloganlarını kullandığımızda bize o günlerde hafifçe gülümseyenler yanıldıklarını bugün anlıyorlardır. İyi ki, tüm o ön yargılara rağmen, bu enerji yolculuğunu daha o yıllarda iyi ki başlatmış ve esin kaynağı olmuşuz… Rahmetli Sakıp Sabancı’yı da büyük öngörüsü ve verdiği ilk destek için burada rahmetle anıyorum.

Kaldı ki, bugün Türkiye’nin bölgede öncü hidrojen ihracatçıları arasında yer alabileceğini bir başka vesileyle bir yatırım bankacısından dinlediğimde de ayrı gururlandım. Günümüzde, yeşil hidrojen enerjisinin, yoğun enerji kullanılan sektörlerde, ‘sıfır karbon’ (net zero) hedefleri doğrultusunda uzun dönemde önemli bir fayda yaratacağı deklare ediliyor. Yeşil hidrojenin, karbon çağının yoğun enerji kullanan sektörlerini de dönüştürmesi bekleniyor. Uzun dönemde yeşil hidrojen ihracatçıları arasında yer alabiliriz.  Yeşil hidrojenin, ‘karbon sıfır’ hedeflerine ulaşılmasını da kolaylaştırması bekleniyor. Ülkemizin, ‘Yeni Enerji Yol Haritası’na uygun politikalarla daha güçlü ve artan bir biçimde yenilenebilir enerji hedeflerine uygun yatırımlara yönelmesinin önemine daha o yıllarda yapılan vurgu, bugünün enerji resminde önemli bir paya sahip bence. Özgüvenimizi yükseltiyor.

Dikkat çeken bir başka yatırım konusu da karbon emisyonları.  Bu emisyonların yüzde 40 oranında azaltılmasında enerji verimliliği yatırımlarının önemi büyük… Bu alanda da dikkat çeken yatırımlar var ufukta.

Ticari ortaklıklar ve ticaret yolları değişecek… Rusya yeni müşteriler peşinde…

İlk olarak, ticari ortaklık dinamiklerinin değişmesi bekleniyor. Örneğin, Avrupa’nın Rusya’ya çok önemli bir bağımlılığı vardı. Avrupa ödemelerini zamanında yapan iyi bir müşteriydi. Artık Rusya yeni müşterilerin peşine düştü ve bu da yeni dengeler demek? Bu yeni dengelerin neler getireceğini hep birlikte göreceğiz. Rusya, şimdi satamadığı ya da satmadığı petrolü Çin ve Hindistan’a yolluyor. Ama arada önemli bir fark var: Tankerlerle Rusya’dan enerjinin Avrupa’ya ulaşması ortalama 4 gün iken, Dr. Birol’dan Çin ya da Hindistan’a bu enerji yolculuğunun 58 -59 gün sürdüğünü öğreniyoruz. Bu da doğal olarak enerjide kurulacak yeni zorlukları ve ortaklıkları beraberinde getirmesi bekleniyor.

Resesyon, yeni fırsat ve inovasyonların kapısını aralayabilir; Avrupa’ya 10 maddelik reçete

Dr. Birol, bazı ortaklıkların biteceğini, bazı teknolojilerin ise beklenmedik bir biçimde güçleneceğini ve dolayısıyla yatırımlarda da bir dalgalanma beklenebileceği uyarısı yapıyor. Bugün yaşanan küresel ölçekli enerji krizi geçmişte 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizinden farklı olarak tam ve ilk enerji krizidir, diyor… Bütün bu gelişmelerin dünyanın bazı bölgelerinde resesyon tehlikesini tetikleyeceğine işaret ederken, yeni fırsat ve inovasyonların da kapısının aralayacağını haber veriyor. Ayrıca piyasalara baktığımızda, petrolün piyasalara sıcak bir yaz yaşatabileceğini dile getirirken, resesyona girilmesi halinde petrol fiyatlarının düşeceğine de işaret ediyor. Burada Çin’in ne yapacağının daha büyük önem kazanacağını da vurguluyor. Doğalgazda kış aylarında ciddi fiyat artışları yaşanabileceği öngörülüyor. Özellikle Avrupa’nın bu olumsuz gidişten en çok etkilenecek ülkeler kümesinde yer aldığını gördük. Avrupa’nın imdadına, Kuzey Amerika, Norveç ve Azerbaycan yetişebilir ama oradan temin edeceği gaz bile ihtiyacı olanın sadece küçük bir bölümü.  Bu nedenle, Avrupa’ya 10 maddelik bir eylem planı hazırladıklarını belirtiyor. UEA’nın hesaplarına göre,  termostatların 1-2 derece kısılması bile, North Stream 1’in getirdiği gazın hacmine, yaklaşık 20 milyar m3’lük bir farka karşılık geliyor. Basit bir ısınma farkı bile bu sonuçlarda etkili…

Nükleer santral kapatma kararları 10 yıl süreyle ertelendi

Başka tedbirler de söz konusu tabii… Örneğin, Avrupa’da bazı ülkeler nükleer santralleri kapatma kararı almış durumda. Ben bu kararlarını 10 yıl süreyle ertelemelerini tavsiye ettim ve böyle de oldu. Örneğin, Belçika… Gerçekçi ve güzel bir karar oldu, diyor Dr. Birol; çünkü bir enerji savaşının içinden geçiyoruz. Pek çok ülkede göreceksiniz ki kömür santralleri bile tekrar gündeme gelebilecek. Avrupa hükümetlerine gönderdiğimiz yazılarda bütün bu hususların da altı çiziliyor. Enerji verimliliğini artırmak, yeni alternatif enerji kaynakları ve tabii yeni doğalgaz kaynakları tedariki de çözüm listemizde yer alıyor… Hatta bütün bunların yeterli gelmesi de mümkün olmayacak. Hatta bir yazılarında, ülkelerin acil durumda bir gaz kısıtlama planı hazırlamaları gerekebileceğinin de altı çiziliyor. En önce sektörde, sonra da konutlarda böyle bir kısıtlama planı uygulanabilecek. 

Anlaşılan o ki, enerjide dünyada ve bölgemizde sular durulmayacak… Dileyelim ki, aklın ve vicdanın enerjisi daima üstün gelsin…

G7 ve NATO
zirvelerinin ardından; AB’nin Rusya’ya ‘ekonomik yıldırımları’ sürerken

Enerjide yeni bir küresel güvenlik mimarisi kuruluyor

Dünyanın en büyük 7 ekonomisini bir araya getiren G7 ve NATO zirveleri; Rusya-Ukrayna Savaşı ve Moskova’ya yönelik yaptırımlar, enerji fiyatları ve güvenliği, Çin ve yüksek enflasyon gibi konuları odağına taşıyarak zaman nehrinden akıp geçti. Dünya ekonomisindeki yansımalarını ise hep birlikte göreceğiz…

2011 yılından bu yana Rus doğalgazının Almanya’ya aktığı Nord Stream 1 boru hattının, planlı bakım çalışmaları nedeniyle, hafta başında 10 gün süreyle, 21 Temmuz 2022’a kadar kapalı olacağı duyurulmuştu. Nord Stream 1 boru hattı, Rusya’dan Almanya’ya yılda yaklaşık 55 milyar metreküp enerji taşıyan Avrupa’nın en büyük gaz ithalat altyapısına sahip.

2022 G7 Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Almanya, maksimum ekonomik savaş senaryosunda tüm AB için sıcak bir nokta haline gelmiş durumda. Almanya, Avrupa’nın en büyük nüfusuna sahip, en büyük ekonomisi, en büyük gaz tüketicisi, Rusya’nın en büyük doğalgaz ithalatçısı ve dokuz kara sınırı var. Dolayısıyla Almanya’da ne olursa Avrupa’nın geri kalanına oradan sirayet ediyor.

AB şimdiden bir durgunluğa doğru ilerliyor gibi görünüyor ve Rusya’dan gelen gaz arzının kesilmesi kaderini belirleyecek.

AB 2021’de 412 milyar metreküp doğal gaz tüketti ve Rusya bu talebin yaklaşık 155 milyar metreküpünü karşılayarak kendisine %40’ın biraz altında bir pazar payı verdi. Bununla birlikte, Rusya’nın bu yılın başlarında gaza karşılık ruble kararnamesine uymadığı için bazı alıcılara yönelik arzı kesmesi ve geçen ay Kuzey Akım 1 yoluyla arzda kesintiye gitmesi nedeniyle Haziran ayı sevkiyatları rekor düşük seviye olan 4,7’ye düştü.

Batının ‘ekonomik yıldırımları’ ve Rusya

Gazının kabaca yüzde 40’ını Rus boru hatları üzerinden alan AB, Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’da aylardır süren savaşına yanıt olarak, Rus hidrokarbonlarına olan bağımlılığı hızla azaltmaya çalışsa da, işinin hiç de kolay olmayacağı açık…

Vladimir Putin geçtiğimiz hafta Rusya’nın düşmanları tarafından teşebbüs edilen bu ekonomik yıldırımların hem başarısız olduğunu iddia etti hem de yaptırımların ekonomiyi vurduğunu kabul etti.  Hatta daha da ileri giderek, yaptırımların daha fazla kullanılmasının, küresel enerji piyasasında abartısız, daha ciddi sonuçlara yol açabileceğine de vurgu yaptı.

Kremlin kısıtlamaya gidecek mi?

Avrupalı ​​yetkililer, Avrupa enerji piyasalarını daha da istikrarsızlaştırmak için Moskova’nın yılda 55 milyar metreküp boru hattını daha uzun süre devre dışı bırakma olasılığını tartışıyor.

Almanya’nın Enerji Düzenleme Kurumu Başkanı Klaus Mueller de en son yaptığı bir açıklamada, Kremlin’in Avrupa’nın enerji kaynaklarını kısıtlamaya devam edebileceğini söyledi. Putin’in Kuzey Akım 1 boru hattında planlanan bakım çalışmalarının sona ermesinin ötesinde gaz arzının tamamen kesilmesi halinde ise Mueller, Almanya’nın muhtemelen üç aşamalı acil gaz planının üçüncü seviyesine geçmek zorunda kalınacağını bildirdi.

G7 ve NATO zirvelerinin ardından yeni dengeler kurulacak

Şimdi, G7’ye tekrar dönelim. Almanya’nın Elmau Kalesi’nde geçtiğimiz ay sonlarında düzenlenen G7 Zirvesi, her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen zirveler arasında tarihteki en uzun yüz yüze görüşmeydi. G7 tarihindeki hiçbir zirve, üç gün (26-28 Haziran) sürmedi ve önemli küresel meseleler bu denli yoğun ve uzun tartışılmadı. Zirvede AB ve Japonya, önümüzdeki yıl Hiroşima’da düzenlenecek G7 zirvesi için işbirliklerini deklare ederken, Avrupa ve Hint-Pasifik bölgesindeki güvenliğin ve hukukun üstünlüğüne dayalı uluslararası düzenin önemi üzerinde önemle durdular. Her yedi yılda bir üye ülkenin, bu zirvelere ev sahipliği yaptığını da hatırlayalım.

Küresel ekonomik ve siyasi sorunların çözümü için önemli platformlardan biri olan zirve, zamanlamasıyla da dikkat çekti. NATO üyesi devletlerin ittifakın yeniden yapılanmasını müzakere edeceği, 28-30 Haziran 2022 tarihlerinde Madrid’de NATO zirvesi öncesinde organize edilmesi toplantıların bir diğer karakteristiği oldu… NATO zirvesinde Stoltenberg, şu ifadeleri kullandı: “Yeni konseptte Rusya tehdidine dikkat çekiyoruz. Rusya’yı, 2010’da stratejik konsept içinde bir ‘dış ortak’ görürken, şimdi direkt ‘tehdit’ olarak tanımlıyoruz. Ayrıca Finlandiya ve İsveç’i de ittifaka davet etme kararı aldık. Finlandiya, İsveç ve Türkiye arasındaki mutabakat sayesinde, bu artık mümkün!”

G7 sonrasında NATO’da da yeni bir tarih yazıldı… Ve orada da G7’de olduğu gibi ‘enerji güvenliği’ en çok yoğunlaşılan konular arasında yer aldı. Uluslararası konjonktürde, bütün bu yaşananlar bir ‘enerji savaşı’olarak kayıtlara girdi.  NATO, askeri kuvvetleri için güvenilir enerji kaynakları sağlanacağı mesajı bu zirvede dile getirildi. Rusya’nın saldırganlığı karşısında, Ukrayna’ya hem siyasal hem sahada destek verileceğinin altı çizildi.

Nord Stream 1, bakım nedeniyle kapatıldı
2022 G7 Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Almanya tüm AB için sıcak bir nokta haline geldi. Almanya, Avrupa’nın en büyük nüfusuna sahip, en büyük ekonomisi, en büyük gaz tüketicisi, Rusya’nın en büyük doğalgaz ithalatçısı ve dokuz da kara sınırı var. Dolayısıyla Almanya’da ne olursa olsun Avrupa’nın geri kalanına sızabileceği tartışılıyor…
2011 yılından bu yana Rus doğalgazının Almanya’ya aktığı Nord Stream 1 boru hattı, planlı bakım çalışmaları nedeniyle, yaklaşık 10 gün süreyle, 21 Temmuz 2022’a kadar kapalı olacak. Nord Stream 1 boru hattı, Rusya’dan Almanya’ya yılda yaklaşık 55 milyar metreküp yakıt taşıyan Avrupa’nın en büyük gaz ithalat altyapısına sahip.
Baltık Denizi üzerinden Almanya’ya gaz getiren Nord Stream 1 boru hattında bakım çalışmaları başlarken, Avrupa da Rus gaz arzını uzun süreli kapatmaya hazırlanıyor. Son aylarda Rusya’dan gaz akışı yaklaşık yüzde 60 oranında düşürüldüğünden, geçici bir kesinti riskinin yüksek olacağı düşünülüyordu.
Almanya’nın Enerji Düzenleme Başkanı Klaus Mueller, yaptığı bir açıklamada, Kremlin’in Avrupa’nın enerji kaynaklarını kısıtlamaya devam edebileceğine vurgu yaptı. Putin’in Kuzey Akım 1 boru hattında planlanan bakım çalışmalarının sona ermesinin ötesinde gaz arzının tamamen kesilmesini düzenlemesi halinde Almanya’nın muhtemelen üç aşamalı acil gaz planının üçüncü seviyesine geçmek zorunda kalacağını söyledi. Bu seviyede, Almanya’nın düzenleyicisi Bundesnetzagentur’un ülke çapında gaz arzını nasıl dağıtacağına karar vermesi gerekecek.
Almanya Ekonomi Bakanı Habeck, geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada ise, “Kendimizi kandırmamalıyız: gaz arzını kesmek, Putin’in bize yaptığı ekonomik bir saldırıdır” demişti.

Küresel servetin yüzde 64’ü G7’nin

G7 Liderler Zirvesi’nin ana gündeminde; Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ve ardından gelen Batı yaptırımlarını takip eden ekonomik şoklar ile yeni küresel güvenlik mimarisi ve bunlar içinde en çok da  ‘enerji güvenliği’ mimarisi tartışıldı. Petrol ve doğal gaz konusunda, Rusya’ya yönelik yatırımlarının nasıl ilerleyeceği zirvede müzakere edilen konuların başında yer aldı. Küresel ekonomik durum, temiz enerji dönüşümü, karbon fiyatlandırması ve enflasyon masaya yatırılan diğer konu başlıkları arasındaydı. G7 ülkelerinin net küresel zenginliğin yüzde 64’üne sahip olduğunu da hatırlatmak isterim… Bu zenginlik, 263 trilyon dolarlık bir büyüklüğe sahip.

Acil pratik eylemlere duyulan ihtiyaç

Küresel sorunlara çözümler bulunması hedeflenen G7 zirvesinde, siyasi, ekonomik ve finansal sorunların yanı sıra özellikle ikili görüşmelerde mülteci krizi, küresel ekonomiyi tehdit eden belirsizliklerin kaynakları arasında gösterilen jeopolitik gerilimler, ham madde kıtlığı ve gıda güvenliği konuları da kapsamlı olarak en üst seviyede tartışıldı. Çin’in son yıllarda Batı ekonomilerini zorlayan ticaret ve ekonomik uygulamaları burada mercek altındaydı.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü Genel Sekreteri (OECD) Mathias Cormann, Güney Afrika Başkanı Cyril Ramaphosa, Uluslararası Para Fonu Başkanı Kristalina Georgieva, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Dünya Sağlık Örgütü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, Alman Şansölyesi Olaf Scholz, Japonya Başbakanı Joko Widodo, Endonezya Başkanı Joko Widodo, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, ABD Başkanı Joe Biden , Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı (IEA) Fatih Birol, Arjantin Başkanı Alberto Fernandez, Dünya Bankası Başkanı David Malpass, İngiliz Başbakanı Boris Johnson, Dünya Ticaret Örgütü Genel Müdürü (DTÖ) Ngozi Okonjo-Iweala ve İtalya Başbakanı Mario Draghi, geniş bir aile fotoğrafı sırasında, Elmau’daki G7 Zirvesi, Bavyera Alpleri, Almanya, 27 Haziran 2022. Stefan Rousseau/Reuters
ABD Başkanı Joe Biden, İtalya’nın Başbakanı Mario Draghi ile konuşuyor; ve Uluslararası Enerji Ajansı Fatih Birol, Elmau Hotel’deki yıllık G7 Zirvesi sırasında yedi lider grubuyla öğle yemeğinin başlamasını beklerken. Elmau, Almanya, 27 Haziran 2022. Reuters, Susan Walsh/Pool

Yazımızı, küresel enerji krizine yanıt konusunda dünya liderlerine hitap eden Uluslararası Enerji Ajansı İcra Kurlu Başkanı Dr. Fatih Birol’un sözleriyle toparlayalım. G7 liderlerine ve Zirveye davet edilen beş ortak ülkenin (Arjantin, Hindistan, Endonezya, Senegal ve Güney Afrika) liderlerine şunları söyledi Dr. Birol: “Dünya, hem enerji güvenliği krizi hem iklim krizini eş zamanlı yaşıyor. Bütün bu krizlerle başa çıkmak için gereken teknolojilere sahibiz. Temiz enerjiye yapılan yatırımları büyük ölçüde artırmanın aciliyeti büyük… Ancak hepsinden önemlisi enerji tasarrufu çabaları da dâhil olmak üzere mevcut enerji piyasası kargaşasını yönetmek için acil pratik eylemlere duyulan ihtiyaçtır.”

Kaynak: 16 Temmuz 2022, Dünya Gazetesi

nga@epida.org


Enerji Piyasası İzleme ve Derecelendirme Ajansı (EPİDA) sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.