Kurucumuzun, tarihi enerji söyleşisi ©Enerji Network’de yayımda

EPİDA Kurucu Direktörümüz Neslihan Gökdemir Ağar’ın, 2006 yılında CNN-Türk’de -CANLI- olarak yayımlanan ENERJİ OYUNU programındaki tarihi söyleşisi ©ENERJİNETWORK’de yayımda!

Kurucumuzun tarihi söyleşisi ©ENERJİNETWORK’de yayımda!

“Teknoloji, enerjide yeni geleceğin belirleyicisi olacak!”

Platts Enerji’den John Roberts ile aynı programda canlı yayın konuğu olan Neslihan Gökdemir Ağar; 2006’da, neredeyse 20 yıl önce yüksek bir öngörü ile ifade ettiği görüşlerine ve projesine sahip çıkıyor. Bilinsin; anlaşılsın istiyor, toplumla ve tabii siyasetçilerimizle. Duymayanlara duyuruyoruz…

Konu: EPIDA Kurucusu (2005) NESLİHAN GÖKDEMİR AĞAR’ın, canlı yayın konuğu olarak, 3 Mart 2006 Cuma günü CNN Türk ‘ENERJİ OYUNU’ programına katılımları.

Ahu Özyurt (AÖ): Bu hafta petrol ekseninde biraz resmi büyüterek petrol oyuncuları neler yapıyor ve piyasada ne tür değişiklikler var, Türkiye’de kim nerede ne yapıyor, Türkiye’nin bu oyunda yeri nerede olmaya doğru ilerliyor; evet ona bakacağız. Stüdyoda canlı yayın konuğum Ulusal Enerji Forumu Başkanı Neslihan Gökdemir, hoş geldiniz efendim.

Söyleşimize geçmeden önce çevremizdeki rezervlerde neler oluyor? Kim hangi şirketleri satın alıyor? Kısa bir dosyamız var. Enerji oyunu bu dosya ile başlıyor.

Petrol ve gaz piyasalarının büyük oyuncuları 2006’yı hareketli geçiriyor. Fiyatların yüksek seyrettiği bir kışın ardından, şimdi gözler yeni yapılan anlaşmalara ve bulunan rezervlere çevrildi. Ocak ayı sonunda New York Times’da çıkan bir habere göre, Rus petrol devi LUKOIL, 10 yıllık bir araştırmanın ardından, Hazar Denizi’nin kuzeyinde, Rus kesiminde büyük rezervler bulduklarını duyurdu. İlgili sahada, 600 milyon petrol ve 1,2 trilyon fit küp gaz potansiyeli bulunduğu belirtiliyor. Bilgileri geçen hafta PLATTS Enerji’den gelen John Roberts da doğruladı.

“Şu anda çıkarılmayı bekleyen en önemli saha Kuzey Hazar Sahası. Hali hazırda keşfedilmiş Kaşagan sahasının yanında bir de bu var. Güney Hazar’da belki biraz daha petrol kalmış olabilir. Öte yandan Karadeniz’deki araştırmaların sonuçlarını merakla bekliyoruz. Türk Gürcü karasularının yakınlarında umut vadeden işaretler var. Ama endüstrinin gözü şu anda Kuzey Hazar’da…”

Roberts, Bakü Ceyhan hattının devreye girmesinin Kuzey Kazak ve Rus petrollerinin güneye inmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Roberts’ın gaz konusundaki yorumu ise şöyle: “Avrupa Birliği’nin Rusya ile karmaşık bir enerji ilişkisi var. Biri dünyanın en büyük üreticisi diğeri de en büyük tüketici… Ama Avrupalılar doğal olarak daha makul fiyata gaz satın alabileceklerini Ruslara göstermek istiyorlar. Bu da alternatif üreticilerden geçiyor. Türkiye’nin çevresindeki ülkeler; İran, Irak, Orta Asya Cumhuriyetleri, Mısır… Bu demektir ki, bu konuda Türkiye’ye önemli bir rol düşecektir. Enerji piyasalarının hareketlendiğine dair bir işaret de şirketler cephesinden geliyor…” 

FT’de yer alan bir habere göre, petrol ve gaz sektöründe bu haftaki satın almalar ve birleşmeler, 160 milyon dolarlık bir piyasa yarattı. Sadece bir yılda yapılan anlaşma sayısı 240. Piyasanın büyük oyuncuları Ekvator’dan Sudan’a, Suriye’ye kadar enerjinin bulunduğu her ülkede şirket satın almaktan geri durmadılar. Ama uzmanlar bu çılgın satın alma furyasının, bu sene biraz yavaşlayacağı görüşünde. Çünkü fiyatlar artık el yakıyor.

Ahu Özyurt (AÖ): Efendim önce bize Ulusal Enerji Forumu’nu anlatır mısınız? Ondan sonra büyük oyunun nasıl oynandığını sizin gözünüzden anlatalım.

“50 yıllık bir planla, 2001 yılında piyasaların liberalleşmesiyle yola çıktık; bu çok önemliydi”

Neslihan Gökdemir Ağar (NGA): Ulusal Enerji Forumu 2001 yılında kuruldu. Enerjide ulusal ve uluslararası diyaloğu güçlendirmek adına bugüne kadar önemli projeler ürettik. Bunlardan biri, Türkiye Enerji Forumu’dur. 2001 yılından bu yana Türkiye Enerji Forumu İstanbul’da gerçekleştirilmektedir. Bugüne kadar 4 büyük forum yaptık uluslararası çapta… “Türkiye’nin Yeni Enerji Stratejileri”, “Küresel Enerji Dengeleri ve Türkiye” ve “Rekabet edebilir Bir Sanayi İçin Enerjide Yenilikler” sayılabilir. Aynı zamanda 2001 yılında yola çıkış hedefimiz, 50 yıllık bir planlama ve perspektifti… Her yıla bir forum koyduk ve bugün 2006 yılına hazırlanıyoruz.

AÖ: İnşallah devletimizin de böyle 50 yıllık planları vardır, diyelim. O konulara da geleceğiz ama dünya enerji sektöründe, büyük değişimlerin yaşandığı, kabuğun kırıldığı bir döneme girdik. Neler oluyor? Piyasalar nasıl şekilleniyor.

Aslında dünyada ulusal ve uluslararası anlamda enerji sektöründe tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar büyük bir kabuk değişimi yaşanıyor. Bu anlamda ticaret, rekabet ve yeni yatırımlara açıldığı bir dönemdeyiz. Bu piyasalarda gerçek şeffaflık ve rekabet ortamının sağlanması da son derece önemli. Bu noktada işler biraz yavaş ilerliyor. Buradaki temel çelişki, liberalizasyonu daha fazla arttırmak mı, yoksa piyasa düzenlemesini artırmak mı noktasında düğümleniyor. Her yıl bu çerçevede değişen ihtiyaçların tespiti, enerji sektöründe önemli bir gündem maddesi oluyor.

AÖ: Önümüzdeki 30 yıl içinde dünyadaki yatırımlar açısından nasıl bir perspektif oluşuyor? Galiba petrol ağırlığını sürdürecek ama nasıl bir değişim bekleyebiliriz?

“Yeni enerji yatırımlarına finansman yaratılmasında zorluklar yaşanabilir”

NGA: Enerji sektöründe küçük bir değişiklik Ahu Hanım, enerji sektöründeki büyük yatırımları da beraberinde getirecektir. Her yıl ortalama 568 milyar dolarlık yeni yatırıma ihtiyaç bulunuyor. En son Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre, küresel enerji sektöründe gelecek 30 yıl içerisinde 16 triyon dolarlık yatırıma ihtiyaç var. Piyasa trendleri bu talebin yarısının gelişmekte olan ülkelerden geleceğini gösteriyor. Türkiye de gelişmekte olan bir piyasa bu anlamda… Türkiye’de de hareketli günlerin zaten yaşanmakta olduğunu görüyoruz. Ancak enerjiye olan ihtiyacın ekonomilerin büyüklüğü nedeniyle daha fazla olması kaynaklı olarak, bu yatırımlara gerekli finansmanın yaratılmasında önemli zorluklar yaşanacağa benziyor.

AÖ: O zaman yatırıma yönelik para bulmakta zorlanılacak, öyle mi?

“Dünya 2030 yılında şimdi olduğundan yüzde 60 daha fazla enerji kullanır olunacak…”

NGA: Evet, evet… Özellikle elektrik arz endüstrisi giderek daha fazla yapılanma ve düzenleme reformuna ihtiyaç duyuyor. Ve yatırım inisiyatifini geliştirebilmek için uluslararası ilişkilerin çok daha kuvvetli bir biçimde şekillenmesi gerekiyor. Yani herkes birbiriyle çok daha fazla bağlantılı… Dünya 2030 yılında şimdi olduğundan yüzde 60 daha fazla enerji kullanır olacak. Bu da önemli bir oran. Enerji arzı bu talebi karşılayabilecek güçte olmakla birlikte, daha az belirgin olan ise bu yatırımların kaça mal olacağı ve tüketicilere nasıl ulaştırılacağı noktasında düğümleniyor. Küresel finans sistemi hiç merak etmeyin bunu kaldırabilecek güçte.

AÖ: Öyle mi?

NGA: Ama uygun şartların ve pozitif yatırım ortamının oluşturulması gerekiyor.

AÖ: Arz güvenliği de o zaman giderek daha çok konuşulur hale gelecek.

“Emisyonların azaltılması için daha çok iş birliği gerekli”

NGA: Piyasa eğilimleri dünya uluslarının enerji güvenliği ve karbondioksit emisyonları konusunda kısa ve uzun vadeli risklerle karşı karşıya olduğunu, bu olgunun giderek karşılıklı iş birliğine olan bağımlılığı artırdığını gösteriyor. Bu da bağımlılığın, oyunun bir başka yüzü…

AÖ: Peki, buradan hemen bağımlılıktan da söz edince bu kış yaşadığımız Rusya’nın Ukrayna’nın gazını kesmesi, Avrupa’nın belli bir ölçüde soğuması hem petrolde hem doğal gazda büyük üreticiler var ve bunlara neredeyse bağımlı ülkeler var -az önce John Roberts’ın da dediği gibi- bu dengelerde de değişiklikler olacak mı? Biraz da AB ekseninden değerlendirir misiniz?

“Dünyada da enerjide liberalleşmeyi isteyenlerle istemeyenler kavga ediyorlar”

NGA: Aslında öncelikle Türkiye’ye bakmak lazım ilk etapta, Avrupa eksenine geçmeden önce… Türkiye’de belirsizlikler yüzünden özel sektör çekingen, bunu da yadırgamamak lazım… Dünya da bugün enerjide liberalleşmeyi isteyenlerle istemeyenlerin kavgasına sahne oluyor. Enerji hiç kuşkusuz bir ticari ürün olduğu kadar ülkeler açısından stratejik bir kaynak da. Bu boyutlarını mutlaka göz önünde bulundurmak lazım.

“Uzun soluklu politikalara ihtiyaç büyük; AB’nin 100 yıllık planları var; pozitif yatırım ortamı şart”

Zaman ve kaynak kaybetmemek için işin başında rasyonel olmak zorundayız. İyi düşünmek ve uzun soluklu politikalar üretmek zorundayız. Kendi gelecek senaryolarımızı hazırlamak zorundayız. Gelişmiş ülkelerin 100 yıllık planları var. AB 100 yıllık planla hareket ediyor. Bizim bir yıl için yaptığımız planlar bile bazen tutmuyor, bu da güvensizlik yaratıyor. Başta belirttiğimiz pozitif yatırım ortamı mutlak. Bütün bu yaşadıklarımızla birlikte, Türkiye’de enerji sektörü bir gayya kuyusu, ‘cadı kazanı’ ne yazık ki… Oldukça zor bir sektör…

Türkiye’de gelecek 5 yıl içinde çok daha büyük bir pazarın oluşacağını söylemek mümkün. Bir Almanya’ya bakarsanız, Almanya’da 3000’e yakın elektrik üreticisi var. Bugün Türkiye’de elektrik lisansı almış kuruluşların sayısı daha 400’lerde. Ama bunların daha gerçek anlamda yatırıma dönüşmüş faaliyetlerinin olmadığını görüyoruz. Oyuncu adayları olduklarını görüyoruz.

“Türkiye nükleer enerjiye geçecek ama nasıl?”

Bakın deniyor ki, Türkiye nükleer enerjiye geçecek bölgemizde… Peki, ama nasıl? En az 50 yıllık nükleer enerji planlarımızın hazır olması lazım. Nükleer enerji konusunda çevreciler bir yanda, hükümet bir yanda, bürokratlar diğer yanda; diplomatlar izlemede, özel sektör beklemede… Bu gidişattan bir şey çıkmayacağını düşünüyorum. Oysa böyle bir hedefimiz varsa hepimiz bir araya gelip çok daha sinerjik bir fikir ortamı yaratmalı, bu konuda dünyanın parlak beyinlerini ülkemize getirmeli ve tarafsız bir yapıda tartışmalarını, bilgi vermelerini sağlamalıyız en çok buna ihtiyaç var. Bizim nükleerde başlatmış olduğumuz bütün bu girişimler sektör için pozitif bir katkı yarattı…  

“Gelecek on yıllarda Rusya gibi ülkeler petroldeki siyasi güçlerini pekiştirecekler”

Bölgemizde petrolün önemine gelince; petrol bir ülkeyi gündemin ilk sıralarına taşıyabilecek güçte bir meta; işte Venezüella, İşte Rusya, İran ve Irak… AB ve Çin petrol fakiri olduklarından rezervler üzerindeki kontrollerini arttırmak istiyorlar. Görünen o ki gelecek 50 yıl içinde Suudi Arabistan, İran, Rusya ve Irak petroldeki siyasi güçlerini pekiştirecekler.

AÖ: Arttıracak diyorsunuz?

NGA: Evet, tabii. Peki petrol nasıl güce dönüşüyor? Tabii hükümetler eliyle… Dünyanın en önemli 10 petrol şirketini sıralarsanız, bunların büyük bir bölümü hükümetlerin elindedir. Hatta bazıları çok siyasi şirketlerdir. Bu şirketler de politikacıların elindedir. Enerjimizi istiyorsanız, bize iyi davranın, derler…

AÖ: Rusya’da olduğu gibi, değil mi?

“Enerjide yeni gelecek için yeni senaryolar gündemde; şu an yüzde 90 petrole bağımlıyız”

NGA: Evet… Peki, dünya 50 yıl sonra enerjisini nereden karşılayacak? Bu soru çok önemli. Dünyanın dört bir yanından uzmanlar bu sorunun yanıtını arıyorlar. Sanayileşmiş ve varlıklı ülkeler bir avuç ülkeye bağlı olmak istemiyorlar. Bu anlamda da yeni senaryolar, yeni planlar gündemde. Üretici ülkeler kendi ülkelerinde milyarlarca dolarlık kapasite yatırımı yapıyorlar. Tabii onlar da bunun ellerinde kalmasını istemiyor. Enerjide gelecek; hükümetler, şirketler ve bireylerin bugünden alacakları kararlarla şekillenecek.

AÖ: Ama bunları ortak bir noktada buluşturmak çok zor herhalde.

NGA: Çok doğru ama dünya 2000’li yıllardan bu yana çok büyük bir arayış içinde ve epeyce mesafe de kat edildi. Hatta Avrupa ülkeleri hep birlikte pazarlık ederlerse, enerji tedarik eden ülkelerle daha uygun koşullarda anlaşma sağlayabileceklerine inanıyorlar. Ayrıca Avrupa Birliği’nin enerji kaynaklarının güvenliği arttırmak noktasında beraber çalışmaktan yanalar… Geçtiğimiz Ekim ayında Tony Blair’in Avrupa Parlamentosu’na hitaben yaptığı konuşmayı hatırlarsak, yüzde 90 oranında petrole bağımlı olduğumuzu söylemişti.

AÖ: Başkanlar da zayıflıklarını bu noktada itiraf edebiliyorlar artık…

NGA: Avrupa Komisyonu’nun AB’nin bu konuda tek ağızdan konuşulmasını istediği anlaşılıyor. Hatta gelecekte enerji konusunda bir özel temsilcinin atanması da söz konusu…

AÖ: Enerji konusunda mı?

“AB, enerji tedarikinde çeşitliliği sağlamaya çalışacak; nükleer enerji tartışılacak”

NGA: Evet. AB daha pek çok iş birliği alanına işaret ediyor AB. Ve diyor ki, doğal gaz tedarikinin çeşitlendirilmesi yolunda net bir siyaset izlenmeli. Kuzey Afrika ve Hazar Havzası’ndan gelecek yeni boru hatları ve sıvılaştırılmış doğal gaz terminalleri gibi konularda yeni altyapılar kurulmalı. Doğal gazın depolanması konusunda ise -bizim de yaşadığımız bir konu bu- daha güçlü siyasetler geliştirilmeli. Tek bir Avrupa Elektrik Ağı kurulacak. Tek bir elektrik ve doğal gaz pazarı oluşturulması için de yeni adımlar geliyor. Nükleer enerji kullanımı hakkında geniş bir tartışma başlatılmalı deniyor. Yakıt üretimini sınırlayıp alternatif enerji kaynakları geliştirmek için daha fazla çaba gösterilmeli. Bunun gibi Yeşil Kitap’ta çıkan önemli notlar. 

AÖ: Avrupa, önceliklerini belirlemiş durumda yani.

“Yeşil Kitap, uzun soluklu bir yolun başlangıcı sadece… Evet, dahil olmalıyız”

NGA: Gelecek dönemde bütün bu yenilikler için gelecek 20 yıl için 1 trilyon euroluk bir kaynak söz konusu. Bunların yasalaşması için,üye ülkeler tarafından Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekiyor. Bu nedenle, Yeşil Kitap aslında uzun soluklu bir yolun sadece başlangıcı…

AÖ: Onun için de yakın takip etmemiz gereken hatta dahil olmamız gereken bir sürecin başlangıcı.

NGA: Kesinlikle.

AÖ: Resmi böyle özetledikten sonra birkaç nokta öne çıkıyor sizin altını çizdiğiniz. Birincisi, rekabet ama aynı zamanda iş birliği ve tabii birbirine bağımlılık… İkincisi, Türkiye’nin oynayabileceği rol… Bunlar içinde birkaç tanesine daha değinelim isterseniz. Birbirine bağımlılık ve iş birliği konusu özellikle önemli olabilir.

“Teknoloji, enerjide yeni geleceğin belirleyicisi olacak; insan kaynakları çok önemli”

NGA: Ben özellikle teknolojiye vurgu getirmek istiyorum. Çünkü insanlığın teknolojik serüvenindeki yeni adımlar enerjinin geleceğini çok önemli ölçüde değiştiriyor ve değiştirecektir. Ve mesafeleri kısaltıyor. Bugün bilim adamları ayda santral kurmaktan söz ediyorlar. Bu anlamda da önemli çalışmalar var NASA’da.

AÖ: İnsan kaynakları da önemli değil mi?

NGA: Kesinlikle. Türkiye için de aynı şey geçerli. Türkiye’nin de enerji alanında parlak beyinlere ihtiyacı var. Ve bunların uluslararası standartlarda yetişmesi ve geleceğe hazırlanmaları gerekiyor. Bu konu da son derece önemli bir perspektife ihtiyaç var… İnsanlar enerjide belirsizlik alanlarını araştırırken, bizler yaşam kalitemizi korumak sanayi ise mal ve hizmet üretmek istiyor. ‘Daha çok enerji’ istiyor. Üretici ülkeler yeni kaynaklar bulmak, geliştirmek ve talebi karşılamak için daha iyi fiyat talep ederken, sizin de söylediğiniz gibi tüketen uluslar ekonomilerini inşa etmek için ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri daha çok enerjiye gereksinim duyuyorlar. Bu güçler aslında birbiriyle çatışan güçler gibi görünmekle birlikte, iş birliği içinde ortak çalışmak zorundadırlar.

AÖ: Bir küçük ara verelim ve birkaç küçük soruyla da süremizi toparlayacağız. Enerji Oyunu devam edecek ama bakalım piyasalarda neler olmuş? Son dakikalarımızda Ulusal Enerji Forumu Başkanı Sayın Neslihan Gökdemir’den son görüşlerinizi notlarınızı almak istiyorum enerjide Türkiye’nin yeri ve önemi konusunda.

NGA: Türkiye’de her şeyden önce bölgesinde oynanan oyunun kurallarını iyi kavraması ve bu doğrultuda politikalar üretmesi sadece bir geçiş ülkesi olmakla kalmayıp, giderek büyüyen uluslararası networke girerek aktif bir enerji aktörü oyuncusu olmasını temenni ediyorum.

AÖ: Bu da sadece devletle olmaz herhalde.

NGA: Kesinlikle, asla olmaz. Bütün kesimlerin gelişimde rolü var. Bütün kesimlerin ortak çalışması çok önemli. Zaten biz de bunun için çalışıyoruz. Tüm kesimleri bir araya getiren Ulusal Enerji Forumu; politikacıları, diplomatları, basın kuruluşlarını, üniversiteleri, iş dünyasını bir araya getiren büyük bir network ve bu network giderek uluslararası bir hüviyet kazanıyor.

AÖ: Ulusal üretici pazarının büyümesi için en acilen yapılması gerekenler nelerdir? Sürekli olarak bir belirsizlik ortamından söz ediyoruz. Bu politika belirsizliği midir, yoksa uygulama belirsizliği midir?

NGA: Öncelikle askıda olan konular var. Enerji özelleştirmelerini dağıtım özelleştirmelerini söyleyebiliriz. Burada takvime uyulabilmesi, uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin güvenilirliğini, ciddiliğini gösterecek önemli bir kriterdir diye düşünüyorum.

AÖ: Çok teşekkür ediyorum. Bu kadar zamanınızı paylaştığınız için böylesine önemli bir konuda.

info@epida.org


Enerji Piyasası İzleme ve Derecelendirme Ajansı (EPİDA) sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.