Çevrenin Genç Sözcüleri’ne Kurucumuz kapsamlı bir röportaj verdi

SÜRDÜRÜLEBİLİR İSTANBUL İÇİN ENERJİDE İNOVASYON NASIL GERÇEKLEŞMELİ? Fosil yakıtlardan yenilenebilire; teknoloji öncülüğünde yeni bir İstanbul’u birlikte nasıl hayal edebiliriz?

2001-2050 – Türkiye Enerji Forumu Kurucusu ve ENERJİDE İNOVASYON Yazarı/Analist; Gazeteci Neslihan Gökdemir Ağar (NGA), İstanbul İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Özel Beylerbeyi Ortaokulu ‘Çevrenin Genç Sözcüleri’ öğrenci timinin sorularını yanıtladı. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Şehirler kapsamında, yaşadığımız şehri bizim gözümüzden görmek isteyen ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ (ÇGS) bizleri hem gururlandırdı hem umutlandırdı…

GEÇMİŞ ZAMAN

ÇGS İTÜGVO: ENERJİ alanında, İstanbul’un 25 yıl öncesinde durum nasıldı?
NGA: Enerji ihtiyacının karşılanması ve enerji kaynaklarının kontrolü, sanayi devriminden itibaren insanların gündelik yaşamlarının ve hatta uluslararası ilişkilerin ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Enerjiye ihtiyacımızın her geçen gün arttığı, enerji kaynaklarına ulaşım olanaklarının sınırlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. İstanbul’un enerji geçmişi de Türkiye’nin genel enerji gelişimine paralel özellikler taşıyor.
Enerji sektöründe üretim, iletim, dağıtım ve tüketim faaliyetleri, birbirleriyle önemli organik bağlara sahiptir.
Dışa bağımlılığın azaltılması, sürdürülebilirlik, yenilenebilirlik ve arz güvenliği ulusal kamu planlamalarımızın ana ruhunda vardır.
Cumhuriyet dönemi boyunca enerji alanında kurulan dev kamu yatırımlarının bölünerek özelleştirildiklerine tanıklık ettik. Mevcut enerji şirketleri özelleştirilirken, kamusal kaynaklar da Yap-İşlet-Devret modeliyle özel sektöre açılmıştır. Örneğin, elektrik santralleri, madenler ve dağıtım şirketlerinden oluşan elektrik piyasası bugün artık özel sektör tarafından domine edilen dev bir piyasaya dönüşmüştür.

ÇGS İTÜGVO: ENERJİ alanında, İstanbul 25 yıl önce hangi sorunları yaşıyordu? Bu durum yaşamı nasıl etkiliyordu?
NGA: İstanbul da bu yeni enerji piyasasının içinde yer almaktadır. Bu yeni yapı, piyasaların liberalleştiği, yani serbest rekabetin başladığı yıl olan 2001 itibarıyla varlık bulmuştur. Aynı yıl itibarıyla, ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (EPDK) kurularak, elektrik, petrol ve doğalgaz kanunları çıkarılmıştır. Daha bu kanunlar çıkmadan harekete geçmenin ve bir gazeteci olarak sektörü yakından takip etmenin ve bir iktisatçı olarak işin ekonomisini hesap etmenin büyük faydasını gördüm. Değerli bir ekip ve danışmanlarla sektörel motivasyonu daima yükseltecek işler ve projeler gerçekleştirdim.

2010’lu yıllardan itibaren yenilenebilir enerji alanında pek çok dikkate değer proje ve yatırım bu bilgi altyapısı ve yarattığımız sektörel motivasyon sayesinde, dünyadaki gelişmelere paralel olarak, ülkemizde de gerçekleşti ve her biri öncü oldular. Bu bilgi altyapısı yüksek bir toplumsal değer üretti… Türkiye’nin, enerjide dünyada da henüz başlayan bu büyük değişim ve dönüşüm hareketini odağına alarak, 2001 yılında, büyük mesleki özveri, çaba ve kararlılıkla çok çalışarak tüm ilgili alt sektörleri multidisipliner bir anlayışla bir araya getirmeyi başararak gerçekleşti. Diyebilirim ki, dünyadaki enerji piyasalarından önce başardık bu hedefi; öncülük ettiğimiz bu bilgi altyapısı sektörel çıtayı da hayli yükseklere taşıdı; motivasyon kaynağı oldu. Teknolojinin, sektörün önünü açtı; ama ne yazık ki ben ve ailem, şahsen bu bilgi savaşının ve özverilerimizin ağırlığını hep en derinden yaşadık…

Bir şeyleri eleştirmekle kalmayıp, dünyada olup biteni doğru zamanda toplumla paylaşarak çıkış yolu da göstermeyi başarmıştık… Bu çok değerliydi bence; ‘ortak geleceğimiz enerji’ dedik… Ben, bugün bürokratlara, kariyeristlere ve toplumun gerçek gündemlerine ihanet eden medyaya ve tüm kayıtsızlara gerçekten kızıyorum ve kainatın enerjisine havale ediyorum… Teknoloji ve pozitif bilimlerin insanlığın gelişimi için tek başına yeterli olmayacağını düşünüyorum… ‘Ortak gelecek’ fikrini gençlerin geleceğe taşıması için çalışıyorum şimdilerde… Görüyorum ki, kimse başarısızlık riskini üstlenmiyor toplumda ve kolay yolu seçiyor günümüzde; birlikte çalışmayı bilmiyor; medya esin olmuyor; işini yapmıyor; herkes ‘mış gibi’ bir masalın içinde… Cesaretle fikirlerini yeterince savunan, değerleriyle hareket eden insanlara az rastlıyoruz! … Toplumsal gelişimimizde aksamalar büyük; orada da büyük inovasyonlara ihtiyaç var; samimi olarak eleştirmeliyiz artık kendimizi… Bence, ortada bırakanlara dönüp bir bakmak da lazım… Orada hepimiz varız… Bilinç eksikliğimiz, iyi niyet ve yönetim eksikliğimiz var… Yapman gerekirdi ama yapmadın?.. Suç belki pasif ama yine de bir suç var ortada…

2001 yılında Türkiye Enerji Forumu’nu yapılandırırken bir hanım olarak, bilgiye dayalı bir işi daha yukarılara taşıyabilme kapasitesine sahip bir idealist olmam sayesinde müthiş bir ivme yakalamıştık. Toplum yararını düşünmem de çok taktir edilmişti ama politikacılar bu girişime sadece katılım sağlamakla yetindiler… Sürdürülebilirliğine, uluslararasılaşmasına ve kurumsallaşarak ilerlemesine odaklanamadık; çünkü çok daha büyük bir işbirliği enerjisi ve kaynak gerektiriyordu bu iş… ‘Üst akıl’ diyorum ben… Bunu görmeliydiler… Merak etmemişler ya da biz yeterince anlatamamışız demek ki; bilemedim (gülerek)… Bugünkü gibi inovasyonlar daha anlaşılamamıştı herhalde diye düşünmek istiyorum…

Özetle, toplumsal ekosistem buna izin vermedi, ama ben de peşini bırakmadım ve bırakmayacağım da… Pek çok takliti de yapıldı ama olmadı işte… Böyle bir özveriyi, ruhu enjekte edemezler işin içine… Sonra bir evladım oldu ve hayattaki öncelik sıralamam kökten değişti ama sürdürüyorum bu inatlaşmayı; çünkü çok emek verdim… Zaten 50 yıllık bir vizyonla yola çıkmıştım… Uzun yıllar bireysel mücadelelerle geçti… Pek çok devlet adamı (yabancı ülkelerden) bu girişimimi merak etti, fark etti; ziyaret etti. Üst akıldan da bu toplumsal faydayı zamanında görmesini beklemek hakkımdı diye düşünüyorum. Şimdi sektör çok daha dinamik; içinden önemli global enerji oyuncuları çıkardı. Müteahhitler, iş adamları, yatırımcılar, medya bu alana özel bir odaklanma sergiliyorlar; hatta ben ‘moda’ bir yatırım alanı oldu enerji sektörü diyorum. Ama ne kadar bilinçli yapılıyor bu yatırımlar? Bu soru da önemli tabii; ulusumuzun menfaati için…

Hatta ilk öncü sponsorumuz olan kuruluş, bugün Anadolu yakasının enerji dağıtımını aldı ve önemli bir enerji oyuncusu oldu. Gururla ifade ederim ki, sadece Türkiye’de değil; üretimden dağıtıma önemli ve stratejik bir oyuncusu sektörümüzün. Öngörüsü kazandırdı bu kuruluşa, dünyada da önemli yatırımları bulunuyor… Bence doğru zamanda yola çıkmamız önemliydi… Bu firmaları doğru zamanda tüm kesimlerle buluşturmamız önemliydi. Böylece müthiş bir ivme de yakalandı sektörde. Gazetelerde boy boy reklamlar; televizyonlarda…. Hatta yabancı medya kuruluşlarında da yayınlar yaptık; kitaplar hazırladık; diğital bir altyapı da kurduk… Tüm stratejik kuruluşları sektörün ayağına getirdik. Doğru zamanda yapılmış bu projemiz sayesinde hem sektör oyuncuları hem de aday ve oyuncu olmayanların gözü ufku açıldı. Nereye gittiğimizi ve neyin gelmekte olduğunu gördüler; bakanlıklar da dahil… İlk ana temamız, “Türkiye’nin Yeni Enerji Stratejileri”ydi ve sene 2001‘di; aynı zamanda hidrojen konusunu da kamuoyuyla ilk kez tanıştırmıştık. BBC‘den, hatta California’dan basın mensupları getirmiştik. Öncü girişimimiz, önemli ve stratejik bir büyük toplumsal değer yaratmıştı. Doğru zaman ve yerde doğru kişi ve kurumları toplamayı başarmıştık ama ben ve ailem çok ömür vermiştik, zorluklarını risklerini nasıl da üstlenmişiz… Yine de pişman hiç olmadım. İdealist insanlara da ihtiyaç var toplumda:) toplum da bir organizma, değil mi?.. Bunun yapılması gerekiyordu, diye düşünüyorum.


Şimdi biraz da enerjide yaşanan bu değişimleri İstanbul’da değişen elektrik faturalarıyla belgelerden izlemeye ne dersiniz? Başınızı çok şişirdim…

SİLAHTARAĞA’NIN ‘ENERJİ MÜZESİ’ YAPILMASI FİKRİNİ DE İLK BEN ÖNERMİŞTİM…
Unutmadan, Silahtarağa’nın müze olması fikrini de ilk ben bir işadamına anlatmıştım. Orayı fotoğraflayıp potansiyelini anlatmıştım. Sonradan burası bir üniversitenin oldu; ve onlar da ENERJİ MÜZESİ’ni kurdular. Neyse önemli olan hayata geçebilmiş olmasıdır ama fikrimiz, bizsiz uygulama alanı bulmuş oldu. Bence, böyle olmamalıydı; hiç etik değil…

ŞİMDİKİ ZAMAN

ÇGS İTÜGVO: ENERJİ alanında İstanbul’un şu an mevcut durumu nedir?
NGA: İstanbul şu anda IBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi)’nin enerji şirketleriyle, ulusal özel ve kamu sektör oyuncularının verdiği üretim ve hizmetlerle enerji ihtiyacını karşılamaktadır. En büyük sorun ise dünyadaki değişime ayak uydurmak ve Paris Anlaşması (COP 2015) kriterlerine uyum sağlayarak, atmosfere salınan emisyon oranlarını düşürmektir. Bana göre, yeni iş yapış modellerine ihtiyaç vardır. Bu da ancak inovasyonla mümkündür. Bunun yolu da yeni teknolojilere odaklanmaktan ve finans imkanlarını arttırmaktan geçer. Bu dönüşüm, toplumda ekonomiyi de olumlu yönde etkileyecektir. Yeşil yakalı meslekler şimdiden popüler hale gelmiştir. Eğitimle sağlanacak farkındalık da çok önemlidir.

ÇGS İTÜGVO: ENERJİ alanında İstanbul şu an sorunları aşabilmiş midir? Olumlu gelişmeler var mı?
NGA: İstanbul, büyük bir metropol. Dünyada sayılı kentlerden biri, yoğun nüfus ve Marmara Bölgesindeki yoğun endüstrileşme sanayimizi ve ulaşım araçlarının transformasyonunu etkilemektedir. Ulaşım araçlarının karbonsuzlaştırılması önemli bir konu; sanayi dönüşümü bir diğer önemlisi…

GELECEK ZAMAN

ÇGS İTÜGVO: ENERJİ alanında İstanbul’un geleceği için hangi iyileştirmeler yapılmalıdır?
NGA: İstanbul’da bilgiye dayalı, yapay zeka destekli; yeni bir sektörel matrise ve görünüme ihtiyaç vardır. Bu değişim ve dönüşüme öncülük edecek ulusal bir yapının parçası olarak hareket edilmelidir… Yeni karbon ekosistemine ayak uydurmak zorundayız. Dönüşümün ana omurgası enerji sektörüne bağlıdır. Tüm dünya enerjideki bu büyük dönüşümü tartışıyor ve ortak geleceğimiz için projeler üretiyor.

ÇGS İTÜGVO: ENERJİ alanında İstanbul halkı ve yönetim sistemleri gelecekteki İstanbul için neler yapmalı ve nasıl bilinçlendirilmelidir?
NGA: Enerji farkındalığını arttıracak kampanyalara ihtiyaç vardır. İklim konusunun da iyi anlatılması gerekiyor. Sektöre, çocuklara ilk elden 2030 ve 2050’nin önemini imkan buldukça yazıp çizerek aktarmaya çabalıyorum; treni kaçırmamalıyız.
Çocuklarımızın; Sizlerin geleceği için bir enerji taahhüdüne ihtiyaç bulunduğunu düşünüyorum. Ülkeler şu an, karbonsuz bir geleceğe geçmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Endüstriyel güneş ve endüstriyel rüzgar teknolojileri kadar enerji verimliliği teknolojileri ve temiz enerji yatırımları da büyük önem kazandı.

Ayrıca ülkelerin neler yaptıklarına da yakından bakılmalı. Çin mesela enerjide ileri ülke moduna geçti; teknolojik gelişmelere adeta yön veriyor; dönüşüm için gerekli olan stratejik doğal kaynakları kontrol ediyor…


Bana düşüncelerimi aktarma imkanı verdiğiniz için teşekkür ederim. Geleceğe hep birlikte hazırlanmalıyız; gelecek şimdinin içinde değil mi zaten?

Photo by Pixabay on Pexels.com

info@epida.org


Enerji Piyasası İzleme ve Derecelendirme Ajansı (EPİDA) sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.