Kurucumuz ve Baş Analistimiz Neslihan Gökdemir Ağar, Dubai Yüksek Enerji Konseyi Genel Sekreteri Ahmad Buti Al Muhairbi ile İstanbul’da görüştü.

Dubai Yüksek Enerji Konseyi Genel Sekreteri ve Emirlikler Enerji Emirates Yarışması İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Ahmad Buti Al Muhairbi, Enerji Yazarı ve EPİDA Kurucu Direktörümüz Neslihan Gökdemir Ağar ile İstanbul’da bir araya geldi. Kurucumuzun sorusu üzerine, Al Muhairbi, İstanbul ve Dubai kentleri arasında gerçekleşebilecek işbirliklerinin önemine de vurgu yaptı. Yazarımızın, DUBAİ ve BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ’nin enerji vizyonu konusunda ENERJİ NETWORK (ENNET) için burada geniş bir analiz hazırladığını da belirtelim.

Enerji Network (ENNET) Gazetesi – 2005 yılı itibarıyla enerjide büyük bir meydan okumaya sahne olan Dubai, odağımızda. Dubai, konvansiyonel enerjiden tamamen uzaklaşıp; temiz enerjide lider ülke olmayı hedefliyor. Yeşil ‘enerji zonu’ kuruyor; inovasyona destek veriyor, teknolojik yarışta öne çıkmak için neredeyse tüm yolları deniyor.
2012’den beri bölgesinde düzenlediği yarışmalarla da dikkat çekiyor; dünyanın dört bir yanından bu yarışmalara katılımlar gerçekleşiyor ve Türkiye de odak katılımcı ülkelerden biri.
Dubai’nin bir diğer önemli hedefi ise İstanbul kenti ile iş birliği gerçekleştirmek. Al Muhairbi, böyle bir hedefleri olduğunu, Türk kamuoyunda ilk kez; sorularımıza cevaben paylaştı.
Dubai Yüksek Enerji Konseyi Genel Sekreteri ve Emirlikler Enerji Emirates Yarışması İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Ahmad Buti Al Muhairbi ile İstanbul’da bir araya geldik. Al Muhairbi, iki kentin iş birliğinin önemine vurgu yaparken, İstanbul’a iş birliği davetinde bulundu.
Günümüzde, ülkelerin şehirlerin birbirlerinden öğrenecekleri çok şeyler var gerçekten de; Al Muhairbi haklı. Teknolojik olarak bu iş birlikleri aslında bir zorunluluk. Dubai’ye bölge ve dünya ülkelerinden giden bu projeler sayesinde, o ülkelerin teknolojik seviyeleri ve iş yapabilirlikleri de mercek altına alınıyor, fikir sahibi olunuyor; yeni iş birliklerinin doğuşuna vesile olunuyor.
Söyleşimizden hemen sonra siz okurlarımız için bir DUBAİ analizi hazırladık. Görünen odur ki, önümüzdeki on yılda; Dubai, 2050 enerji stratejisi, karbon nötr hedefleri, hidrojen ve yenilenebilir enerji yatırımları ile dünyada ve bölgesinde dikkat çeken bir aktör olacak.
Abu Dabi, Birleşik Arap Emirlikleri) Abu Dabi Emiri ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı. Muhammed bin Zâyid bin Sultan en-Nehyan.



Birleşik Arap Emirlikleri‘nin (BAE) Başkan Yardımcısı, Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid el-Mektum.
Abu Dabi Emiri ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zâyid bin Sultan En-Nehyan’ın 2015 yılında uluslararası bir zirve açılışında gerçekleşen konuşmasını hatırlatmakta fayda var: “Gelecek 50 yılı düşünüyor ve planlıyoruz, gelecek nesillerin yararına, çeşitlendirilmiş bir yapı inşa ederek, yalnızca geleneksel kaynaklara bağlı olmayan ve ulusun temellerinin ve yeteneklerinin güçlendirilmesine katkıda bulunan umut verici, sağlam ve sürdürülebilir bir ekonomi inşa etmek istiyoruz.”
Hedefler büyük, imkanlar var… Dünya ile ilişkileri; coğrafyasında fark yaratan gelişimi ve tabii enerjideki iş birlikleriyle dikkat çeken Dubai ve BAE analizimize başlıyoruz.
Geçmişine baktığımızda, 18. yüzyılda belgelenen küçük bir balıkçı köyü olarak mütevazı bir başlangıç yapan şehrin, inci dalış endüstrisinin önemli bir merkezi haline gelip hızla büyümeye başladığını görüyoruz. 1971 yılında Büyük Britanya’dan bağımsızlığın elde edilişinin ardından, yedi emirlik içinde, fosil kaynaklarla değil, yeni enerji kaynaklarıyla görünür olmayı tercih eden bir emirlik Dubai. Bütün bu özellikleri, diğer emirliklerin fosil kaynak ve finans gücü ile birleşince, ülkeyi adeta bir ilgi ve yatırım odağı haline dönüştürüyor. Bölgesinde, kozmopolit görünümü ve liberal toplum yapısıyla da dikkat çeken şehrin İstanbul sevgisi de büyük!






Dubai, teknoloji odaklı enerji inovasyonunun yakın takipçilerinden ve önemli bir uygulayıcısı da! Yeşil hidrojen konusunda dünyada yükselen bir güç olmaya aday! Peki, nasıl?
Dubai Emirliği’nin içinde yer aldığı Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Asya’nın güneybatısı ile Afrika’nın kuzeydoğusunda yer alan yer alan, büyük bölümü çöl olan Arap Yarımada’sında konumlandığını hemen hatırlatalım. İçerdiği petrol ve doğalgaz kaynakları nedeniyle, Orta Doğu’nun jeopolitik açıdan çok önemli bir bölgesi burası. Bölgede nüfusun büyük bölümü Arap ve Müslüman kökenli; ayrıca yarımada, İslam dininin ortaya çıktığı bir coğrafyada.

Dubai Emirliği’nin içinde yer aldığı Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Asya’nın güneybatısı ile Afrika’nın kuzeydoğusunda yer alan devasa coğrafyanın büyük bölümünün çöl olduğunu belirtelim.
İçerdiği petrol ve doğalgaz kaynakları nedeniyle, Orta Doğu’nun jeopolitik açıdan çok önemli bir bölgesi burası. Bölgede nüfusun büyük bölümü Arap ve Müslüman kökenli; ayrıca yarımada, İslam dininin ortaya çıktığı bir coğrafyada. Yarımadada Birleşik Arap Emirlikleri dışında, Suudi Arabistan, Yemen, Umman, Katar, Bahreyn (ada ülkesi), Kuveyt, Irak ve Ürdün yer alıyor.
BAE, oldukça iddialı yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği programları uyguluyor. İklim değişikliğinin etkileri hakkında net bir anlayışa sahip, ekonomisini beslemek için gereken gücü üretmede alternatif yollar arıyor. BAE 2050 Net Sıfır Stratejik Girişimi, Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda, yeşil endüstriler, uygulamalar ve projelerle uyumlu bir sektör yaratma vizyonunda.
Örneğin, Washington DC’deki BAE Büyükelçiliği kaynaklarına göre, enerji karışımını ve ekonomisini çeşitlendirmek için agresif adımlar atan ülkede, petrol ve gaz ihracatının BAE’nin ekonomik faaliyetlerinin artık daha az bir bölümünü oluşturduğu kaydediliyor. Bu arada, 2022 ile 2023 yılları arasında toplam yenilenebilir enerji kapasitesinde yüksek bir artışla temiz enerjinin payının hızla yükseldiğine dikkat çekiliyor.
İç siyasete bakınca da önemli bulgulara rastlıyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri’nde ilk seçimler öylesine yeni ki… 2006 yılında gerçekleşen ilk seçimlerde; çok sınırlı bir seçim kurulunun, danışma niteliğindeki Federal Ulusal Konsey üyelerinin yarısının seçimine izin verildiği kayıtlara geçmiş; diğer yarısı ise atama yoluyla belirlenmiş…
BAE’nin, Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği’ne 1991 yılında üye olduğunu görüyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri’nin diplomatik angajman yoluyla bölgesinde önemli dış politik hamleler gerçekleştirdiğini de hatırlatmakta fayda var. Kritik durumlarda, gerilimi azaltmak için çaba gösteren ülkelerden biri olarak niteleniyor. Örneğin, İran – Irak Savaşı (1980-88) ve Kuveyt’in işgali (1990) sırasında Batı’ya bağlılığını gösteren BAE, 2001 yılında tanıklık ettiğimiz, 11 Eylül’de gerçekleşen terör saldırıları sonrasında bu diplomatik gücünü daha da pekiştirdi. En çok hatırlanan diplomatik konulardan biri, Suudi Arabistan liderliğinde uzun süredir iş birliği yapan bu iki ülkenin ilişkilerindeki kopuşu gösterebiliriz. 2019 Haziran ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin güçlerini Yemen’den çekmeye başlamasıyla işte bu kopuş görünür hale gelmişti… Ağustos 2020’de Birleşik Arap Emirlikleri İsrail’le anlaşmaya varıp, bunu gerçekleştiren ilk Körfez Arap ülkesi ününü de elinde tutmuştu.
BAE dendiğinde; uluslararası kaynaklarda, Birleşik Arap Emirlikleri’nin coğrafi konumu, uluslararası iş dünyasındaki yoğun trafiği ve liberal iş ve finans düzenlemeleri, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki finans kuruluşlarının kara para aklama, terör finansmanı ve diğer yasadışı finansal faaliyetler için de cazip bir hedef haline gelmesi de dikkat çeken gelişmeler arasında yer alıyor. Bu sorunun, bölgenin resmi finans düzenlemesinden önceki İpek Yolu ticaret ağlarından kaynaklanan gayri resmi finansal ağların ve uygulamaların (Arap dünyasında ḥawālah olarak bilinir) varlığıyla daha da kötüleştiğine inanılıyor. Bu nedenle, ülke 21. yüzyılda bu düzenlemeleri sıkılaştırmak, yasadışı finansal faaliyetlerle mücadele etmek ve ḥawālah ağlarını resmi pazara itmek için önemli çabalar gösterildiğini ifade edelim.
Bütün bu gözlemlerimizden sonra; Al Muhairbi’nin ‘enerji’ dolu selamını iletiyor; kritik enerji mesajları içeren DUBAİ söyleşi-analizimizle Sizleri baş başa bırakıyoruz…
BAE ve Dubai Emirliği’ni ve Dubai şehrini coğrafyasında farklı ve tartışılır yapan, gelecek nesiller için sürdürülebilir, bilgiye dayalı bir ekonomi inşa etme vizyonu olsa gerek… Dubai, inovasyona ve sürdürülebilirliğe değer veriyor; en son teknolojileri benimseyenlerin rekabet avantajı yakalayacağına inananlardan…

Neslihan Gökdemir Ağar (NGA): 2012 yılından beri bu ödülleri dağıtıyorsunuz? Nasıl bir farkındalık ve ihtiyaçla bu ödülleri dağıtmaya karar verdiniz? Bölgesel bir ödül programı mıdır? 12 yıl olmuş…

Ahmad Buti Al Muhairbi (ABM): Odak coğrafyamızdaki ülkelerden düzenli katılımlar alıyoruz… Değişik uluslardan gelen adaylara da kapılarımız açık. Belirlediğimiz objektif kriterlere uygun bir yapıda ilerliyoruz. Teknoloji yarışına projeleriyle katılacak olan adayların 1 Mart 2025’e kadar süreleri bulunuyor.
İklim değişikliğinden tüm dünya etkileniyor; bundan hepimiz sorumluyuz. Ödüllerimizle, coğrafyamızdaki kişi ve kuruluşların karbon emisyonlarının düşürülmesi konusundaki projelerine yeni imkân ve bakış açıları kazandırmak istiyoruz. Oluşacak bu yeni iş birliği ortamı son derece önemli elbette. Coğrafyamızda çok mühendis var; Türkiye, Fas, Mısır’da örneğin… Yeni fikir ve çözümlere de ihtiyaç büyük. Yeni dünya ancak inovasyonla yeniden düzenlenebilir…
Ayrıca iletişim her geçen gün daha büyük önem kazanıyor. Bir projeniz varsa, artık yatırımcınız sadece paranın getirisine değil, sosyal ve çevresel sonuçlarına da bakıyor. Bütün bunlar için araştırma ve geliştirme kilit bir öneme sahip. Bu noktada karşımıza temiz enerji çıkıyor. İşte o zaman böyle bir enerji etkinliğinin ne kadar önemli olduğunu kavrayabiliyorsunuz. İnovasyonla birlikte, yapay zeka (AI) da teknolojik gelişmelerin önemli bir parçası haline geldi.
Emirates Energy’nin bu noktada bölgemizdeki misyonunu kararlılıkla sürdürüyoruz.
İşte bu nedenle, 2025 “Emirlikler Enerji Proje Yarışması” beşinci dönemini Türkiye’de “Karbon Nötrü Teşvik” temasıyla başlatmış olmanın gururunu yaşıyoruz.
NGA: Peki, İstanbul devasa bir metropol; enerji teknolojileri ve iş birliği açısından nasıl değerlendiriyorsunuz güzel kentimizi?
(ABM): Sorunuz o kadar önemli ki! Teşekkür ederim.
Dubai ve İstanbul’un bir araya gelip, iki şehrin temiz enerji ve atıktan enerji konularında en iyi uygulama ve deneyimleri paylaşmalarını kritik önemde buluyorum. Böylece bu iki şehrin mühendisleri pek çok yeniliğe, teknolojiye imza atabileceklerdir. Dubai Belediyesi’nin 2040 yılına kadar ‘sıfır atık’ hedefi var. Bu büyük bir inisiyatif. Siz de biliyorsunuz ki; temiz enerji yatırımcıları, ulaştırma, talep yönetimi, atık yönetimi konularıyla yakından ilgililer. İstanbul, neredeyse 20 milyonluk büyük bir şehir.
NGA: İstanbul, nasıl görünüyor ülkenizden?
(ABM): Avrupa ile Asya’nın iç içe geçtiği muazzam bir şehir. Aynı zamanda yeni fikir ve inovasyonların da merkezi olduğu düşüncesindeyiz. Yaratıcılığın böyle bir şehirde ne kadar yüksek olabileceğini hayal etmek olağanüstü. Bizim hedef coğrafyamızda İstanbul son durağımız. Fas, Cezayir ve Mısır da var elbette Türkiye’yle…
Türkiye’nin bu coğrafyada önemli bir konuma sahip olduğunu düşünüyoruz. Temiz enerji portföyünde önemli bir güç olduğunuza ve olacağınıza inanıyoruz ve bu nedenle iş birliğini de önemsiyoruz. Bizim ödüllerimize dünyanın dört bir yanından başvurular geliyor. Biz en iyi teknoloji ve uygulamaları işte bu nedenle odağımıza taşıdık. Buradan verimli sonuçlar alınması elbette çok değerli olacaktır.
NGA: Enerji Yüksek Konseyi Genel Sekreterliği olarak neler yapıyorsunuz?
(ABM): Biz, 2005 yılı itibarıyla enerjide büyük bir meydan okumaya sahne olduk. İşte misyonumuzu da ortaya çıkaran bu yeni konjonktür oldu. Dubai’nin ve tüm Birleşik Arap Emirlikleri’nin kalkınması gerekiyordu.
Enerjisiz gelişme olabilir mi? Bizim misyonumuzu, ‘temiz enerji yatırımlarını garantiye almak’ şeklinde özetleyebiliriz. Böylece hem ülkemize hem de dünyaya faydalı olmayı amaçlıyoruz.
“Karbon emisyonları, dünya enerji ajandasının en tepesinde”
NGA: 2030-2050 hedeflerini destekliyorsunuz ve enerji teknolojilerinde de bölgede ve dünyada lider olmak istiyorsunuz. Ödüller dışındaki çözüm ve girişimleriniz neler Birleşik Arap Emirlikleri’nde? Bir fosil yakıt ülkesisiniz, hatta siz de bir petrol mühendisi… Temiz enerji ile fosil yakıt çelişkisi ortadayken nasıl başarıyorsunuz?
(ABM): Birleşik Arap Emirlikleri hem yakın coğrafyamızda hem de Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da temiz enerji yatırımlarında lider ülke olmayı hedefliyor. Evet, kesinlikle. Fosil yakıt rezervlerimiz var ve üretimimiz devam edecek ama vizyonumuz temiz enerji yatırımlarındadır. Karbon emisyonlarının düşürülmesi dünya enerji ajandasının en tepesindedir. Bu hedefle, temiz enerji ve verimlilik projelerini hızla hayata geçirmeye çalışıyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri olarak hedefimiz 2050 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 50’ye indirmektir. Şu an yüzde 23 mertebesindeyiz. Dubai’de konvansiyonel enerjiden tamamen uzaklaşıyoruz. 2050’ye kadar, yüzde 100 temiz enerji hedefliyoruz…
NGA: Dubai hızlı gelişen bir Emirlik… Enerjide spesifik olarak neler yapıyorsunuz?
(ABM): Evet, hızlı gelişen böyle bir yapının enerjiye olan ihtiyacı da hızla büyüyor; ama tabii temiz enerjiye. Biz de tam olarak bunun gerçekleşmesi için çalışıyoruz. Yeni bina kodları, yeni talep yönetimi teknikleri ve verimlilik uygulamaları zorunlu; sadece farkındalık yetmiyor. Bu nedenle yeni programlar devreye alıyoruz. Enerji güvenliği, hassas bir konu olarak gündemimizin en başında. Enerjiniz yeterli değilse büyüyemezsiniz. İşte bu nedenle teknolojide de lider olmayı hedefliyoruz. Çölün ortasında bir ülkeyiz; fosil yakıt rezerv kaynaklarımız tabii olacak ama elektriğimizi temiz üretmek zorundayız. Dünyada örnek olmak istiyoruz.
NGA: Siz bir petrol mühendisisiniz; öyle mi?
(ABM): Kariyerime, evet bir petrol mühendisi olarak başladım. 12 yıl önce Enerji Konseyi’nde göreve başlamamla temiz enerji yolculuğum da ‘start’ aldı. Dubai 4,5 milyon insanın yaşadığı bir şehir. En iyi enerji teknolojilerini seçmek öyle kolay değil. En iyi uygulamalara yönelmemiz gerektiği açık. İşte bu nedenlerle bu yarışmalardan çok istifade ediyoruz ve ettik de!
Güneş enerjisi alanında yenilikçi projelere imza atmakla kalmıyoruz bu alandaki teknolojinin geliştirilmesine de yön veriyor katkı sağlıyoruz. Dubai’de 16.000 binanın temiz enerji ihtiyacı söz konusu. Binlercesi de Abudabi’de var. ‘Yeşil enerji zonu’ kuruyoruz. Gelecek için inovasyonlara destek veriyoruz. Dubai’de bir enerji verimliliği programımız da var. Bize gelip fikir soruyorlar; projelerimizi araştırıyorlar.
Günümüzde, ülkelerin şehirlerin birbirlerinden öğrenecekleri çok şeyler var. Teknolojik olarak bu iş birlikleri aslında bir zorunluluk. Bu ülkelerden gelen projeler sayesinde o ülkelerin teknolojik seviyelerini ve yapabilirliklerini de yakından izleyebiliyoruz.
NGA: Nükleer enerji yatırımınız da var; 2020 yılında faaliyete geçen tesisiniz… Barakah Nükleer Güç Santrali. 4 reaktör ne zaman bitecek ve nasıl değerlendiriyorsunuz? 5600 MW’lık bir elektrik enerjisi üretilmesi bekleniyor değil mi?
(ABM): Nükleer enerji de temiz enerji hedeflerimizin bir parçası ve bu nedenle belirttiğiniz üzere bu alanda da yatırımlarımız söz konusu Birleşik Arap Emirlikleri’nde. Ayrıca yenilenebilir enerji yatırımları için topraklarımız sınırlıdır; baz yüke de ihtiyaç var. Nükleer enerji işte bunu sağlıyor. Portföyümüzdeki yatırımlar enerji üretimine başladı bile.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yedi emirlikten oluşuyor

Yukarıdaki fotoğraf, epida.org tarafından yapay zeka teknolojisiyle oluşturulmuştur.
Orta Doğu’da Arap Yarımadası’nın güneydoğusunda bulunan, Umman ve Suudi Arabistan’la komşu BAE, Abu Dabi, Dubai, Acman, Füceyre, Resü’l-Hayme, Şârika ve Ümmü’l-Kayveyn adlı yedi emirlikten oluşuyor.
Ülkenin başkenti ve en büyük ikinci emirliği Abu Dabi, aynı zamanda ülkenin siyasi, endüstriyel ve kültürel merkezi de konumunda.
Abu Dabi ya da resmî adıyla Abu Dabi Emirliği, Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan yedi emirlikten biri. Yüzölçümüne göre en büyük, nüfusuna göre ise Dubai’den sonra ikinci en büyük emirlik konumunda. Devlet başkanının ikametgâh yeri olan Abu Dabi’de birçok petrol şirketi ve yabancı elçilikler bulunuyor. Yıllık bütçesi 187 milyar doları bulan emirliğin gelirleri çoğunlukla endüstri, inşaat ve finansal hizmetlerden karşılanıyor. Bütçesinin %11,5’ini inşaat, %23,6’sını ise finans ve ticaret gelirleri oluşturuyor.
BAE ekonomisi petrol tarafından domine ediliyor
Birleşik Arap Emirlikleri’nin federasyona dayalı ekonomisi, esas olarak Abu Dabi Emirliği’nde üretilen petrol tarafından yönetiliyor. Emirliklerin en zengini olan Abu Dabi, dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin en büyük yoğunluklarından birine sahip. Ulusal bütçelerinin önemli bir bölümü buradan geliyor.
Ekonomisi petrol yerine iş odaklı olan Dubai Emirliği ise bölge için ticari ve finansal bir merkez misyonunda ve ülkeye ekonomik çeşitlilikte öncülük ediyor.
Finansal gücün kaynağında petrol var
1958’de Abu Dabi’de ilk petrol keşfedildi ve bu emirliğin hükümeti, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) aracılığıyla federasyonda petrol üreten tüm şirketlerde kontrol hissesine sahip oldu.
Abu Dabi, ülkenin petrol üretiminin yaklaşık %95’inden sorumlu ve petrol ve doğal gaz üretimi, petrol ve gaz sektörü işgücünün yalnızca küçük bir kısmını istihdam etmesine rağmen, ülkenin GSYİH’sinin yaklaşık üçte birine katkıda bulunuyor.
En büyük petrol imtiyazları, kısmen İngiliz, Fransız ve Japon çıkarlarına ait olan bir ADNOC yan kuruluşu olan Abu Dabi Deniz İşletme Şirketi’nin (ADMA-OPCO) elinde.
Dubai, BAE’nin ekonomik çeşitlendirme yolculuğuna öncülük ediyor
Dubai’de petrol üretimi 1969’da başlamış; Ḥaql Fatḥ, Fallah ve Rāshid’de açık deniz petrol sahaları bulunuyor. Emirlik, petrol sahalarında uzun süre kontrol edici bir ilgiye sahip olmuş ve 2007’de petrol üretiminin tam kontrolünü ele geçirmiş. Dubai, zirve döneminde ülkenin toplam petrol üretiminin yaklaşık altıda birini üretmiş, ancak emirlik ekonomisini çeşitlendirdikçe üretimin ihmal edilebilir bir miktara düşmüş olduğu görülüyor.
Abu Dabi ve Dubai’de fark yaratan nükleer ve yenilenebilir enerji yatırımları
Federasyonun doğal gaz rezervleri dünyanın en büyükleri arasında ve sahaların çoğu Abu Dabi’de bulunuyor. 1990’ların sonlarında Birleşik Arap Emirlikleri’nin hem ihracat hem de yerel termik santrallerini ateşlemek için doğal gaz sektörünü geliştirmek amacıyla büyük yatırımlar yaptığı biliniyor.
Suyun tuzdan arındırılması ve klima gibi enerji yoğun teknolojilere dayanan ve yakıt sübvansiyonlarının israfçı enerji kullanımını teşvik etmesi nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri, kişi başına düşen enerji tüketiminde dünyanın en yüksek oranlarından birine sahip. Büyük hidrokarbon rezervlerine rağmen, 21. yüzyılın ilk on yılında nüfus artışı ve sanayileşmenin yönlendirdiği hızla artan iç talep, emirlikleri doğal gaz ithal etmeye ve petrol rezervlerini ihracat fiyatının çok altında kullanmaya zorladığı anlaşılıyor.

Gelecekteki hidrokarbon üretimini güvence altına almak için federasyon, yerel enerji için başka kaynaklar keşfetmeye başladığı izleniyor. BAE’nin, 2009 yılından 2020 yılına kadar ülkede dört nükleer reaktör inşa etmek üzere, Korean Electric Power Company ile bir sözleşme imzaladığını, Abu Dabi ve Dubai de yenilenebilir enerjiye yatırım yaptıklarını ve bugün de bu yatırımların devam ettiği bilgisine ulaşıyoruz. Abu Dabi, 2013 yılında o dönem dünyanın en büyük güneş enerjisi santrallerinden birini de açtığını hatırlayalım, 100 megavat gücündeki bu tesis, 20.000 eve kadar elektrik sağlayabiliyordu.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde finans sektörünün önemi ve gücü yüksek
Birleşik Arap Emirlikleri Merkez Bankası, 1980 yılında kuruldu ve Dubai ile Abu Dabi gelirlerinin yarısını bu kuruma yatırdı. Banka ayrıca emirliklerin ulusal para birimi olan BAE dirhemini de ihraç ediyor. Ticari, yatırım, kalkınma, yabancı ve yerli bankaların yanı sıra bir bankacılar birliği de var. 1991 yılında, kısmen iktidardaki aileye ait olan Abu Dabi’nin Uluslararası Kredi ve Ticaret Bankası’nın (BCCI) dünya çapındaki operasyonları, yolsuzluk uygulamaları ortaya çıkarıldıktan sonra kapatılmış ve emirlik daha sonra yeni bir finans merkezi geliştirmek için Abu Dabi Serbest Bölge Otoritesi’ni kurduğu kaydediliyor. Emirliklerin ilk resmi borsası olan Dubai Finans Piyasası (Sūq Dubayy al-Mālī; DFM) 2000 yılında açılmış ve ardından 2005 yılında Dubai Uluslararası Finans Borsası ismini aldığını öğreniyoruz.
Birleşik Arap Emirlikleri, Şeriat işlem yasalarına uyan finansal uygulamalarıyla modern İslami finansın geliştirilmesinde kendisini öncü bir güç olarak betimliyor. Dubai İslam Bankası (DIB), 1975 yılında dünyanın ilk ticari İslam bankası olarak kurulması işte bu nedenle önemli. Daha fazla İslami banka açılıp İslami finansın popülaritesi arttıkça, hükümet 1985 yılında İslami finansı düzenleyen yasalar çıkarılmaya başlanıyor. 2007 yılında DFM, İslami finans standartlarına uyan ilk borsa oluyor. Birleşik Arap Emirlikleri uluslararası bir finans ve ticaret merkezi olduğundan, İslami finans kuruluşları dünya çapındaki İslami kuruluşlar için özellikle cazip bir pazar haline geliyor.
Bu arada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin coğrafi konumu, uluslararası iş dünyasındaki yoğun trafiği ve liberal iş ve finans düzenlemeleri, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki finans kuruluşlarını kara para aklama, terör finansmanı ve diğer yasadışı finansal faaliyetler için cazip bir hedef haline getirdiğini de aktaralım. Bu sorunun, bölgenin resmi finans düzenlemesinden önceki ‘İpek Yolu’ ticaret ağlarından kaynaklanan gayri resmi finansal ağların ve uygulamaların (Arap dünyasında ḥawālah olarak bilinir) varlığıyla daha da kötüleştiğine inanılıyor. Bu nedenle, ülkenin, 21. yüzyılda düzenlemeyi sıkılaştırmak, yasadışı finansal faaliyetlerle mücadele etmek ve ḥawālah ağlarını resmi pazara itmek için önemli çabalar gösterdiği kaydediliyor.
‘Dubai: Basra körfezinin antreposu’ olarak biliniyor
Ticaret, Dubai ve Sharjah için uzun zamandır önemli. Petrolün keşfinden önce bile, Dubai’nin refahı, Basra Körfezi’nin önde gelen antreposu olarak oynadığı rol sayesinde güvence altına alınmıştı. (Özellikle Hindistan’a altın kaçakçılığı için bir rota olarak biliniyordu.) 1995’te Birleşik Arap Emirlikleri Dünya Ticaret Örgütü’ne katıldı ve o zamandan beri ticareti çekmek için bir dizi serbest ticaret bölgesi, teknoloji parkı ve modern liman geliştirildi. Port Jebel Ali’nin büyük serbest ticaret bölgesi 1980’lerde geliştirildi ve ihracat için mal üretmekle ilgilenen yabancı imalat endüstrilerinin çekimi de böylece sağlandı.
İhracat, petrol ve doğal gaz tarafından domine ediliyor. İthalat ise öncelikle makine ve ulaşım ekipmanları, altın, değerli taşlar ve gıdalardan oluşuyor. Başlıca ticaret ortakları arasında Çin, Hindistan, Japonya, Türkiye ve Batı Avrupa ülkeleri yer alıyor. Ticaretin büyük bir kısmı komşu körfez ülkelerine yapılan yeniden ihracatlardan oluşuyor.
1971’de Büyük Britanya’dan bağımsızlığını ilan eden BAE



Birleşik Arap Emirlikleri federasyonunda, yedi emirliğin en zenginlerinden birini teşkil eden Dubai, emirliğin şehri ve başkenti konumunda. 1971 yılında Büyük Britanya’dan bağımsızlığının ardından kuruldu. Dubai isminin kökeni hakkında değişik teoriler mevcut. Birine göre, ‘Dabaa’nın —bölgeyi istila eden bir çekirge türüdür—, bir diğeri ise bunun şehrin yakınında var olan bir pazarı ifade ettiği düşünülmektedir. Son yıllarda Dubai ile karşılaştırıldığında, Singapur ve Hong Kong öne çıkarken, genellikle ‘Ortadoğu’s premier antrepôt’ (Ortadoğu’nun ilk antreposu) olarak anılıyor.
Dubai şehrinin karakteri

Dubai; gökdelenleri, güneş arayan turizmcileri ve plajları kadar, büyük işlerin gerçekleştiği limanlarıyla da karakterize edilen bir şehir. Ekonomik çeşitlendirme yolculuğunda, büyük göç alan nüfus yapısı nedeniyle Orta Doğu’da bir eritme potası işlevi görüyor; oldukça hoşgörülü bir atmosfere de sahip olduğunu da izliyoruz. Dini bağlılıklar şehir yaşamının öne çıkan bir yönü değil. İslam, çoğunluğun dini olmakla birlikte, kiliseler ve Hindu tapınakları da Dubai’nin camileriyle bir arada yaşayabiliyor.

Dubai’nin geniş şehir manzarasını keşfetmek
Dubai, idari açıdan nispeten suç oranlarının düşük olduğu bir yer; verimlilik ve iş dünyasına açıklık büyümeyi şaşırtıcı şekilde teşvik etmiş durumda. Ancak, Dubai’nin otoriter hükümete ve yönetici seçkinlere hoşgörülü davranması ve baş edilmeye çalışılan gizli yolsuzluk hâlen varlığını sürdürüyor.

Palm Cumeyra (Jumeirah), Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri, Uluslararası Uzay İstasyonundan fotoğraflandı, 2005.
Dubai’nin batı bölgesi, şehrin turizm endüstrisini harekete geçirmeye yardımcı olan küçük kumsallardan yararlanıyor. Dubai’nin yöneticileri şehrin sınırlı deniz kıyılarını artırmaya çalışmış ve açık denizdeki doğal adaların yokluğunda da şehrin kıyılarında insan yapımı dev adalar inşa etmeye teşvik edilmişlerdir. Bunlardan en ünlüsü Palm Cumeyra, palmiye ağacı şeklindedir. Diğerleri arasında “World” adaları, a küme a’ya benzeyecek şekilde konumlandırılmış küçük adalardan oluşmaktadır.
Dubai, altyapı projeleri ve finansal faaliyetleriyle öne çıkmayı başardı
Sanılanın aksine, Dubai’nin petrole dayalı bir ekonomisi bulunmuyor. 1960’lar ile 1990’lar arasında sahip olduğu az miktardaki petrol zenginliğine alışıktı. BAE, ekonomisini geliştirmek diğer sektörleri fiziksel olarak var ettiği altyapı projeleriyle dikkat çekmeyi başardı. Dubai, dünyanın en büyük limanlarından ikisini işletiyor ve yoğun bir uluslararası hava kargo merkezine de sahip. Şehirde ticaret, Dubai ekonomisinin merkezinde yer almaya devam ediyor. ‘The Cebel Ali’ serbest ticaret bölgesi 1980’lerde sanayi yatırımlarını çekmek için kuruldu; buradaki faaliyetler arasında alüminyum eritme, araba imalatı ve çimento üretimi de yer alıyor.
21. yüzyılda ise yabancı yatırımları çekmeye yönelik faaliyetlerini arttırdığı görülüyor. Yabancı şirketlerin yerel bir ortağa ihtiyaç duymadan Dubai’den faaliyet göstermesine olanak tanıyan ‘Jebel Ali’ gibi çeşitli serbest bölgeler kuruldu. Bunlar olağanüstü başarılı oldu ve en büyüğü çoğu Avrupalı veya Kuzey Amerikalı 6.400’den fazla şirkete ev sahipliği yapıyor. 1990’larda şehir, GSYİH’sının önemli bir yüzdesini harcayarak kendisini lüks bir turizm merkezi olarak konumlandırmaya başladı ve görkemli tatil köyleri ile dikkat çekti.
1998 yılına gelindiğinde Dubai, yabancı yatırımcıların mülkler üzerinde 99 yıllık kiralamalar satın almasına izin vermeye başladı ve bu da emlak sektörünün gelişmesine olanak sağladı. 2006 yılında açılan Dubai Uluslararası Finans Merkezi, BAE anayasasında bağımsız bir yasal yargı yetkisi olarak ayrılmıştır ve İngilizceye dayalı ayrı bir ticari ve sivil çerçeve altında ortak hukukta faaliyet gösteriyor. Bu düzenleme, Ortadoğu’da varlık oluşturmak isteyen uluslararası finans şirketlerine hitap ediyor. Bu şirketlerin, Dubai’nin coğrafi konumunu, Avrupa’daki büyük finans merkezleri arasındaki zaman dilimlerini köprülemek için Doğu Asya’da bir araç olarak öne çıktıkları gözleniyor. 2009 yılında uluslararası kredi krizinin ardından emlak ve finans sektörleri çöktü. Abu Dabi’den alınan $10 milyar dolarlık kredi Dubai’nin bundan kaçınmasına yardımcı oldu varsayılan yükümlülüklerini yerine getirdi ve emlak piyasası kısa sürede toparlandı.

Yüksek binalarla dolu Dubai’de Burj Khalifa (ortada) oldukça ünlü. Dünyanın en yüksek binası olarak kayıtlara geçmiş…
Dubai Belediyesi, 11bin kişiye istihdam sağlıyor
Dubai Belediyesi, ülkedeki en büyük devlet kurumlarından biri. Yönetici ailenin bir üyesi olan Dubai Belediyesi başkanına karşı sorumlu olan bir genel müdür tarafından yönetiliyor. Genel müdür, yaklaşık 11.000 kişiye istihdam sağlayan altı sektörü ve 34 departmanı da yönetiyor. Belediye sadece şehirdeki hizmetleri yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda emirlikte ekonomik büyümenin de önemli bir itici gücü olmayı hedefliyor
Dubai’nin elektrik ve su tedarikine büyük ölçüde ayak uydurduğu ama nüfus artışı, atık toplama gibi hizmetlerde geride kaldığı için eleştirildiğini de hatırlatalım. Bu tartışmalar üzerine, parklar ve kamusal alanlar kapsamlı bir şekilde geliştirildi ve bakımları yapıldı; şehir günümüze yeşil alan sayısını önemli ölçüde artırmış olarak geldi. Özetle, eleştirilerden ders çıkarmayı da biliyor.
Bir balıkçı köyünden, inci dalış endüstrisinin merkezi olan Dubai, petrol zenginliğiyle büyüdü

İlk kez 18. yüzyılda belgelenen küçük bir balıkçı köyü olarak mütevazı bir başlangıç yapan şehir, inci dalış endüstrisinin önemli bir merkezi haline gelerek hızla büyüdü. İş konusunda bilgili yönetici bir ailenin vergileri düşürmesi ve yabancı tüccarları ağırlamasıyla şehir, İran ve Hindistan ile birlikte, 20. yüzyılın başlarında daha da genişledi ve kısa sürede yeniden ihracatın merkezi haline dönüştü.
20. yüzyılın ikinci yarısında mütevazı petrol zenginliğinden yararlanan Dubai, petrol fazlasını uluslararası havaalanı gibi büyük altyapı projelerine kanalize ederek, kuru havuzlar ve ticaret merkezleri alanında ticarete ve yatırım çekmeye odaklanmaya devam etti. 1990’larda şehir lüks turizm, emlak ve finans sektörlerini geliştirerek çeşitlenmeye başladı. Bunların hepsi vasıflı, eğitimli yabancı işçiler gerektiriyordu ve birçoğu vergiden muaf maaşları ve nispeten istikrarlı politikaları nedeniyle Dubai’ye taşındılar. Arap dünyasının başka yerlerinden, Asya’dan, Avrupa’dan ve Kuzey Amerika’dan gelen göçmenlerle şehir daha da kozmopolit atmosfere büründü. Bölgedeki en liberal toplumlardan biri olduğu düşünülmeye başladı.
Kaynakça:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Birleşik_Arap_Emirlikleri
https://tr.wikipedia.org/wiki/Birleşik_Arap_Emirlikleri
https://www.britannica.com/place/United-Arab-Emirates/Languages-and-religion#ref45239
https://www.britannica.com/place/United-Arab-Emirates/History
https://www.britannica.com/place/Dubai-United-Arab-Emirates/Economy
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin 2050 Enerji Stratejisi
BAE Enerji Stratejisi 2050, hızla büyüyen bir ekonominin bir sonucu olarak ülkenin artan enerji talebini karşılamak amacıyla yenilenebilir enerjinin katkısını üç katına çıkarmayı ve 2030 yılına kadar 150 AED ile 200 milyar AED yatırım yapmayı hedefliyor.
BAE Enerji Stratejisi 2050- (PDF, 67,9 MB), arz ve talebi çevresel yükümlülüklerle dengelemeye ve büyüme için elverişli bir ekonomik ortam yaratmaya dayanan ülkedeki ilk birleşik enerji stratejisi olarak 2017 yılında başlatıldı.

Enerji sektöründeki son dinamik değişiklikler, ortaya çıkan düşük emisyonlu enerji teknolojilerinin olgunlaşması ve ülkenin Paris Anlaşması’nın hedeflerine olan bağlılığı göz önüne alındığında, BAE Enerji Stratejisi 2050’nin güncellendiği ve 2030 hedefleri için 2050 net sıfıra ulaşma hedeflerinin yeniden değerlendirildiği görülüyor.
Hareket, Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan‘ın 2023‘ü ‘Yarın için Bugün’ teması altında Sürdürülebilirlik Yılı olarak işaretlemesiyle başlamıştı.
BAE 2050 Enerji Stratejisi’ndeki önemli güncellemeler
BAE Enerji Stratejisi 2050’nin Amacı
Güncellenen strateji, yenilenebilir ve nükleer enerjilerin dağıtımını teşvik etmeyi, enerji verimliliğini artırmayı, enerji teknolojilerinde Ar-Ge ve yeniliği teşvik etmeyi, yerel temiz enerji kapasitesini artırmayı ve ülkenin yenilenebilir ve temiz enerji sektörüne yatırımları teşvik etmeyi amaçlıyor.
Ülkenin artan enerji talebini karşılamak için yenilenebilir enerjinin katkısını üç katına çıkarmayı ve 2030 yılına kadar 150 ila 200 milyar AED arasında yatırım yapmayı hedefliyor.
Güncellenen strateji, artan enerji talebini karşılamayı ve gelecek nesiller için doğal kaynakların devamını sürdürerek dengeleyebilmek için uzun vadeli bir ulusal programın ana hatlarını çiziyor. 2030 yılına kadar sürecek olan strateji ilk aşamada aşağıdaki hedefleri önceliyor:
- 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmalarını sağlamak için su ve enerji sektörlerinden kaynaklanan emisyonları azaltmak,
- Temiz kömürün enerji karışımına katkısını ortadan kaldırmak, ülkenin liderliğini sağlamak ve 2050 yılına kadar karbon nötr hedeflerine ulaşmak,
- Bireysel ve kurumsal enerji tüketim verimliliğini artırmak,
- 2030 yılına kadar yenilenebilir enerjinin payını üç katına çıkarmak,
- Kurulu temiz enerji kapasitesini 2030 yılına kadar 14,2 GW’tan 19,8 GW’a çıkarmak
- Kurulu temiz enerji kapasitesinin toplam enerji karışımındaki payını 2030 yılına kadar yüzde 30’a çıkarmak,
- Ülkenin iklim değişikliğini azaltma hedeflerine ulaşma yolunda ilerlemesini sağlamak için temiz enerji üretiminin katkısını 2030 yılına kadar yüzde 32’ye ulaştırmak,
- 2030 yılına kadar 50.000 yeni yeşil iş yaratmak,
- BAE’de enerji talebinin karşılanmasını sağlamak ve ekonomik büyümeyi sürdürmek için 2030 yılına kadar 100 milyar AED tutarında mali tasarruf sağlamak ve 150 ila 200 milyar AED arasında yatırımları harekete geçirmek.
Kaynak: BAE Enerji ve Altyapı Bakanlığı
BAE, küresel ortalamaya kıyasla en düşük şebeke emisyon faktörlerinden birine sahip. 2030 yılına kadar 0,27 kg CO2/kWh şebeke emisyon faktörüne ulaşmayı hedefliyor.
Mevcut eğilimlerde, güneş ve nükleer enerji de dahil olmak üzere ulusal temiz enerji üretim kapasitesinin 2030 yılına kadar 14 GW’a ulaşacağını tahmin ediliyor. Dubai, BAE’nin Dubai Temiz Enerji Stratejisi aracılığıyla bu alandaki hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmada çok önemli bir rol oynamaya hazırlanıyor.
Güneş enerjisi verimliliğinden yararlanma

Yukarıdaki fotoğraf, epida.org tarafından yapay zeka teknolojisiyle oluşturulmuştur.
Dubai, dünyanın en büyük ‘Mohammed Bin Rashid (MBR)’ isimli Güneş Parkı’na ev sahipliği yapıyor, Parkın beşinci aşaması Haziran 2023’te açıldı ve toplam 900 MW kapasiteye sahip; burada 270.000 Dubai konutuna temiz enerji sağlanıyor ve 1.18 milyon ton karbon emisyonunun azaltımı öngörülmüştü. 2030 yılına kadar planlanan 5.000 MW kapasite ve toplam 13,6 milyar ABD Doları yatırımla MBR Solar Park ise 2030 yılına kadar yılda 6,5 milyon ton karbon emisyonunu azaltması bekleniyor.
Bir başka önemli örnek ise DEWA (Dubai Elektrik ve Su Kurumu)’nun hidroelektrik santralidir. GCC’de türünün ilk örneği olan bu santral, 1500 MW’ın üzerinde depolama kapasitesine sahip ve depolanan su güneş enerjisi üretiminde kullanılıyor.
Temiz bir gelecek için yeşil hidrojen
Dubai, temiz ve yenilenebilir enerji kullanarak yeşil hidrojen üretimi içinde yeni teknolojilerin geliştirilmesine öncülük etmeyi hedefliyor. Yeşil hidrojen üretiminin yıllık %57 arttırarak 2030’da 5,7 milyon tona ulaştırmayı hedefliyor. BAE, düşük karbonlu hidrojen sektöründeki 400 milyar ABD dolarına (1.47 trilyon AED) ulaşacağı tahmin edilen aktif küresel rekabet piyasasında kendisine yer açarak, pazarın %25’ini elinde bulundurmayı hedefliyor.
Yeşil ve sürdürülebilir üretim
Dubai Elektrik ve Su Kurumu ‘DEWA’; üreticileri, fabrikaları, veri merkezlerini ve tarım teknolojisi firmalarını toplamdaki bağlı yüklerine uygun, güneş enerjisi kullanmaya teşvik eden iddialı bir endüstri dostu enerji politikası açıkladı. Bu hamlenin Dubai’yi üreticiler ve ihracatçılar için cazip bir üs olarak konumlandırması ve Dubai Ekonomik Gündemi D33’ün hedefleri doğrultusunda yeşil bir ekonominin gelişimini teşvik etmesi bekleniyor.
Dünya çapındaki en büyük ve en uygun maliyetli güneş enerjisi santrallerinden birine ev sahipliği yapan BAE’de; Dubai, 2050 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrikten %75 gelir elde etmeyi amaçlıyor.
Teknoloji odaklı enerji inovasyonunun güçlendirilmesi
Dubai’nin sürdürülebilir bir yeşil ekonomi inşa etme konusundaki kapsamlı çabaları, onu dünyanın her yerinden temiz teknoloji start-up’ları için tercih edilen bir seçenek haline getirmeye başladı. Bu aynı zamanda portföylerini çeşitlendirmek ve çevreye fayda sağlamak ve karbon emisyonlarını azaltmak için tasarlanmış projelere finansman sağlamak isteyen yatırımcıların da ilgisini çekiyor.
Temiz teknolojiye yatırım çekmek
Dubai’nin yenilenebilir enerji ve karbon nötr hedeflerine bağlılığıyla desteklenen temiz enerji sektörü, yatırımcılar için çok sayıda kazançlı fırsatlar sunuyor. Bir bütün olarak, sektörün 2024’ten 2029’a kadar yılda %8 oranında büyümesi beklenirken, yatırımcı dostu politikalar ve bölgenin nüfus artışına olan bağlılığı enerji talebinde beklenen artışla, temiz enerji ve yenilenebilir enerji projelerine yapılan yatırımların artmasını teşvik edeceğe benziyor.
Hatta DEWA İnovasyon Merkezi, 2021’de farkındalığı artırmak, uzmanlığı paylaşmak ve sektördeki en son yenilik ve gelişmelere dikkat çekmek için inovasyonda öncüleri, endüstri uzmanlarını ve akademisyenleri bir araya getiren Cleantech Connect Programı’nı başlattığı dikkatimizden kaçmadı. Program çerçevesi kapsamında DEWA, sürdürülebilirlik, yenilenebilir enerji ve temiz enerji projelerinde yeniliği teşvik etmek için periyodik çalıştay, seminer ve paneller düzenliyor.
Temiz enerji yatırımcılarına kolay, düşük faizli kredi temini için 27,23 milyar ABD dolar tutarlı Yeşil Fon kuruldu.
Dünyanın en büyük tek alanlı güneş parkı olan Mohammed Bin Rashid (MBR) Güneş Parkı’na 13,6 milyar ABD doları yatırım yapıldı.
DUBAİ ŞEHRİNİN ENTEGRE ENERJİ STRATEJİSİ PARAMETRELERİ
Akıllı şehir konsepti
Dubai’nin Akıllı Şehir yaklaşımı, onu dünyanın en sürdürülebilir ve ardından en mutlu şehrine dönüştürmeyi hedefliyor. Dubai, 2014 yılına dayanan çözümleriyle Orta Doğu’da akıllı şehir gelişiminin ön saflarında yer alıyor ve girişim, teknolojide inovasyonu benimsemek için kamu ve özel sektörü bir araya getiriyor.
Sürdürülebilir Şehir yaklaşımı
2015 yılında kurulan, Dubai’deki ilk operasyonal net sıfır enerji şehridir ve sosyal, çevresel ve hükümet olmak üzere üç temel sütunda sürdürülebilirlik standartlarını tamamen benimsediği düşünülen de tek şehirdir.
Dubai Dijital Parkı
Dubai Silicon Oasis’te (DSO) hayata geçirilen Dubai Digital Park, Dubai’nin ilk akıllı şehri olmaya hazırlanıyor ve altı sütuna odaklanıyor: yaşam, toplum, hareketlilik, ekonomi, yönetişim ve çevre. Ocak 2016 itibarıyla DSO, kümülatif enerji tüketimini %31 oranında azaltmayı başararak Dubai Entegre Enerji Stratejisi’nin 2030’da %30’luk hedefi aşmış olması hedefleniyor.
Dubai Güney Bölgesi
Dubai Güney Bölgesi, ISO 20121:2012 Etkinlik Sürdürülebilirlik Yönetim Sistemi sertifikasını alan sürdürülebilir bir topluluk olan Expo City Dubai’ye ev sahipliği yapmaktadır. Tüm kalıcı bina projelerine toplam 5,5 MW kapasiteli yenilenebilir enerji sistemleri kurulmuş ve kullanılan temel malzemelerin %90’ı sürdürülebilir malzeme yönergeleri kapsamında tedarik edilmiştir.
TESTIAC projesi
Termal Enerji Depolama ve Türbin Giriş Havası Soğutma (TESTIAC) projesi, 2022’de Dubai’de 44.000 tondan fazla CO2 emisyonunun azaltılmasına katkıda bulundu. Bu, iki milyon ağaç dikmeye eşdeğerdir.
Dubai Temiz Enerji Stratejisi 2050
2015 yılında başlatılan bu iddialı strateji, Dubai’yi temiz enerji ve yeşil ekonomi inovasyonu için küresel bir merkez haline dönüştürmeyi amaçlıyor. Birincil hedef, 2050 yılına kadar Dubai’nin toplam enerji üretiminin %75’ini temiz enerji kaynaklarından üretmek.
Güneş enerjisi: Dubai, yıl boyunca bol miktarda güneş ışığı ile kutsanmıştır ve bu da onu güneş enerjisi projeleri için ideal bir yer haline getirir. Dünyanın en büyük güneş parklarından biri olan Mohammed bin Rashid Al Maktoum Solar Park, Dubai’nin güneş enerjisine olan bağlılığının bir örneği olarak tanıtılıyor.
Nükleer Enerji: Dubai’nin Barakah Nükleer Enerji Santrali, Arap dünyasında türünün ilk örneği ve temiz ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak nükleer enerjiye yönelik stratejik bir hamleyi ifade ediyor.
Enerji Verimliliği: Dubai, sektörlerinde çeşitli enerji verimliliği girişimleri uygulayarak enerji tüketiminde önemli düşüşlere yol atığı vurgulanıyor.
Dubai’nin enerji sektöründe yatırım fırsatları
Temiz enerji ve sürdürülebilirliğe olan bağlılığı, Dubai’yi enerji sektöründe yatırım fırsatları vadeden bir yer haline getiriyor.
İşte bunlardan bazıları:
Yenilenebilir Enerji Projeleri: Güneş ve rüzgâr çiftlikleri gibi yenilenebilir enerji projelerine yatırım yapılması kazançlı olabilir. Dubai’nin sağlam altyapısı ve düzenleyici çerçevesi, onu bu tür yatırımlar için elverişli bir ortam haline getiriyor.
Enerji Depolama Çözümleri: Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynakları kesintili olabileceğinden, pil teknolojisi gibi enerji depolama çözümlerine yönelik artan bir talep var. Yatırımcılar, buradaki enerji depolama tesisleri geliştirme fırsatlarını keşfedebilirler.
Enerji Yönetimi ve Verimliliği Hizmetleri: Dubai’nin enerji verimliliğine odaklanması; işletmelere ve endüstrilere enerji yönetimi ve verimliliği hizmetleri sağlayan şirketler yönüyle fırsatlar sunuyor.
Elektrikli Araç Altyapısı: Elektrikli araçlardaki (EV’ler) artışla birlikte, EV şarj altyapısına yatırım yapmak da ileri görüşlü bir fırsat olarak görülebilir. Dubai, 2030 yılına kadar emirlikteki tüm yeni araçların %10’unun elektrikli olmasını hedefliyor.
Dubai’nin temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına geçişi, daha yeşil bir geleceğe doğru küresel geçişe katılmak isteyen yatırımcılar için heyecan verici bir fırsat sunuyor. Emirliğin sağlam altyapısı, elverişli düzenleyici ortamı ve temiz enerjiye olan bağlılığı, onu enerji işletmeleri için cazip bir yer haline getiriyor.
BAE, yenilenebilir enerjide yatırımcı çekiyor
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’na (IRENA) göre BAE, 2050 yılına kadar yüzde 50 yenilenebilir enerji payına ulaşmak için iddialı bir hedef belirledi.
Güneş enerjisi, bol güneş ışığı ve uçsuz bucaksız çöl manzaraları göz önüne alındığında cezbedici bir yatırım fırsatı sunan BAE; güneş enerjisi projelerini keşfetmek, güneş enerjisi teknolojisi firmalarına yatırım yapmak veya yenilenebilir enerji fonlarına katılmak gibi seçeneklerle cazip bir coğrafyada.
Teknoloji ve inovasyon beklentileri yüksek
BAE’nin bir teknoloji merkezi olma taahhüdü, yatırım fırsatları için de bir ekosistem inşa ediyor.
Ülke, yapay zekâ, blok zinciri, e-ticaret ve siber güvenlik alanlarında çok çeşitli girişimlerle inovasyonu ve girişimciliği teşvik ediyor.
Fintech, BAE’nin teknoloji ve inovasyon endüstrisinde de büyüyen bir alt sektör olduğu; uzay araştırmalarının bile ülkenin teknoloji ve inovasyon yatırımlarının ana odağı haline geldiği gözleniyor.
BAE yatırım fırsatları, Emirlikler’in ötesine geçme potansiyeli ile teknoloji sektöründe gözde bir seçenek görünüm ve iddiasında.
Yatırımcılar, dijital dalgayı benimseyerek, endüstrileri bozmak ve yeniden tanımlamak için konumlanmış girişimlere, teknoloji fonlarına veya gelişmekte olan teknoloji şirketlerine ilgi gösterebilirler.
Kalkınma için BAE ilerici girişimleriyle dikkat çekiyor
BAE, 2024’te mezun ve girişimcileri desteklemek için Genç Hükümet Liderleri Programında 2031 Ulusal Yatırım Stratejisi ve Reyada Fonu gibi önemli girişimlere imza attı. “Plant the Emirates” programı, bürokratik süreçleri kolaylaştırmayı ve hizmet sürelerini azaltmayı amaçlayan bir hükümet verimlilik girişiminin yanı sıra tarımsal kalkınmayı da teşvik için başlatıldı.
BAE Ulusal Günü’nde ‘enerji’ başrolde!
Sürdürülebilirlik taahhüdü
2024’te BAE, sürdürülebilirliğe olan bağlılığını güçlendirerek bu yılı “Sürdürülebilirlik Yılı” olarak belirledi. COP28 başkanlığını üstlendiğinden beri BAE, iklim eylemi ve kalkınmasındaki liderliğini sağlamlaştırdı. Başkanlığı altında, iklim hırsı ve sürdürülebilir kalkınma için küresel bir model olarak “BAE Konsensüsü” de dahil olmak üzere birçok önemli kilometre taşını gerçekleştirdi.
Su girişimleri ve enerji çözümleri
BAE ayrıca küresel su kıtlığıyla mücadele etmek için “Muhammed bin Zayed Su Girişimi”ni başlattı ve temiz enerjiyle çalışan dünyanın ilk “Vertiport”unu tanıttı. Ülke, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine doğru kayda değer bir ilerleme kaydetti ve yüzde 17’lik küresel ortalamanın aksine yüzde 58’e ulaştı.
İklim eylemi için stratejik ortaklıklar
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) ile 20 gelişmekte olan ülkenin iklim taahhütlerini yerine getirmelerine destek olmak için stratejik bir ittifak kuruldu. Ayrıca BAE, doğa temelli toplum gelişimi ve iklim çözümlerini teşvik etmek için Gana ile 30 milyon dolarlık bir ortaklık imzaladı.
Bakü’deki COP29’da BAE, 2031 İklim Stratejisi için Mangrov İttifakı’nı sundu ve tarım topluluğu için özel olarak tasarlanmış ilk “ChatGPT” aracının geliştirilmesinin yanı sıra “Küresel Enerji Verimliliği İttifakı”nın başlatıldığını duyurdu.
BAE Ulusal Günü’nde kalkınmaya çok boyutlu bakış
BAE Ulusal Günü: BAE’de vizyoner liderlik, ileri girişimlerle ve ilerleme mottosuyla kutlanıyor.
Yönetişim, altyapı ve küresel konumlandırmadaki kilometre taşları değerlendiriliyor.
BAE, ülkenin geleceğinin önünü açan altyapı, mevzuat ve kadınların güçlendirilmesinde attığı adımlarla gündem oluşturuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan liderliğinde; bu ilerlemelerin yansımalarını BAE Ulusal Günü’nde (Eid Al Etihad) kutluyor.
Kilit sektörlerde büyüme
2024’te BAE, yönetişim, mevzuat, uzay araştırmaları, barınma, enerji, eğitim, sağlık, altyapı ve sürdürülebilirlik alanları dahil olmak üzere hayati sektörlerde önemli bir büyüme gösterdiği dile getiriliyor. Ülkenin küresel sahnede bir ilerleme ve yenilik işareti olarak statüsünü güçlendirmek için çok sayıda girişime imza attığı ifade ediliyor.
Kabine değişikliği ve yönetişim iyileştirmeleri
Yönetişimi geliştirmeye yönelik önemli bir hamle, Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı rollerini üstlenen Dubai Veliaht Prensi ve Dubai İcra Kurulu Başkanı H.H. Şeyh Hamdan bin Muhammed bin Rashid Al Maktoum gibi yeni atamaların tanıtıldığı bir Kabine değişikliğini içeriyordu. Ekselansları Şeyh Abdullah bin Zayed, Dışişleri Bakanı olarak devam ederken Başbakan Yardımcısı da oldu.
Büyük altyapı projeleri
Önemli altyapı gelişmeleri arasında Barakah Nükleer Santrali’ndeki dört reaktörün tamamının tam olarak çalıştırılması, yeni su yönetim sistemleri ve Al Maktoum Uluslararası Havalimanı’nda yılda 260 milyon yolcuyu ağırlayacak yeni bir terminalin tasarımı yer aldı. BAE ayrıca Dubai’de bir yağmur suyu drenaj projesi geliştirdi ve Dubai Sergi Merkezi’ni genişletti.
Su yönetimi yenilikleri
Sharjah’da, Suudi Arabistan’ın ACWA Power ile ortaklaşa bir tuzdan arındırma tesisi açıldı ve bu, Emirlik’in artan içme suyu taleplerini karşılayan ilk Bağımsız Su Projesi oldu. Bu arada Umm Al Qaiwain, dünyanın en büyük ters ozmoz tuzdan arındırma tesislerinden birini açtı ve bir lojistik şehri ve kargo operasyonları için özel bir havaalanı planlarını açıkladı.
Konut sektörünün başarıları
Konut sektöründe, Emirlik vatandaşları arasında ev sahipliği yüzde 91’e ulaştı ve 1999’dan bu yana federal konut programlarından 90.000 yararlanıcı ile 60 milyar AED tutarındaydı. Ayrıca Bakanlar Kurulu, 24 federal ve yerel yönetim kurumu ile işbirliği yaparak 18 hizmet sunan Şeyh Zayed Konut Programı’ndan yararlananlar için “Manzili” paketinin başlatılmasını onayladı.
Ev sahibi olmak için finansal destek
Abu Dabi’de vatandaşlara yönelik konut desteği 2024 yılında toplam 13.216 milyar AED’ye ulaştı ve 8.891 kişiye fayda sağladı. Dubai, 5,5 milyar AED değerinde 3.500 konut arsası ve 2.300 hazır ev tahsis ederken, Sharjah yeni konut destek girişimleri başlattı.
Uzay araştırmalarındaki gelişmeler
Uzay sektöründe BAE, NASA’nın Lunar Gateway İstasyonu’na katıldı ve girişimin bir parçası olarak ilk Emirlik astronotunu ay yörüngesine gönderdi. Ayrıca NASA’nın HERA misyonunun bir parçası olarak ikinci uzay simülasyon çalışmasını da tamamladı.
Ülke, “Yüksek Uzay Konseyi”ni kurarak Satgate projesini başlatırken, MBZ-SAT için hazırlıklar da devam ediyordu.
Kadınları toplumda güçlendirmek

2024’te BAE, UNDP 2024 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde küresel olarak yedinci ve bölgesel olarak birinci sırada yer alarak kadınların güçlendirilmesinde önemli kilometre taşlarına ulaştı. Kadınlar şu anda üniversite mezunlarının yüzde 70’ini, işgücünün yüzde 46’sını ve kamu sektöründe yüzde 68’ini oluşturuyor ve bakanlık pozisyonlarının üçte birini ve Federal Ulusal Konsey’deki koltukların yüzde 50’sini elinde tutuyor.
Kültür sektöründeki gelişmeler
Kültür sektörü, Şeyh Zayed Ulu Camii Merkezi’nde “Işık ve Barış” Müzesi’nin açılması da dahil olmak üzere, sanatı ve kültürel etkinliklerin organizasyonunu desteklemek için bir yasanın çıkarılmasıyla hayati bir ekonomik itici güç olarak da gelişti. Fujairah’ta 13.000 ila 7.500 yıl öncesine ait taş aletler ve kemikler, Abu Dabi’nin “Umm an-Nar” bölgesindeki Bronz Çağı eserleri ve Umm Al Qaiwain’deki Roma altın sikkeleri gibi kayda değer arkeolojik keşifler yapıldı.
Eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması
Eğitim alanında BAE, eğitim sistemini yeniden yapılandırdı ve geleceğe yönelik alanlarda mükemmelliği teşvik etmek için 28 Şubat’ı “BAE Eğitim Günü” ilan etti. Ayrıca 4,5 milyar AED yatırımla Dubai Ulusal Üniversitesi’nin ve Sharjah’da Al Dhaid Üniversitesi’nin kurulduğunu duyurdu.
Sağlık yatırımları
Sağlık hizmetlerinde BAE, 2025 yılında sağlık hizmetleri ve toplum bakımı için 5,745 milyar AED (federal bütçenin yüzde 8’i) tahsis etti. Hükümet, yüksek kaliteli önleyici, tedavi edici ve rehabilite edici bakımı garanti altına almak için bir Ulusal Kadın Sağlığı Politikası yayınladı. Ayrıca, özel sektör çalışanları ve ev işlerine yardımcı olanlar için bir sağlık sigortası uygulaması başlatıldı.
Genetik test ve istihdam girişimleri
Ocak 2025’ten itibaren, genetik testler vatandaşlar için zorunlu evlilik öncesi taramalara dahil edilecek. “Nafes” programı, özel sağlık sektöründe 425’ten fazla vatandaşı başarıyla istihdam etti ve 1.600’den fazla ek işçi istihdam etmeyi planlıyor.
Spor başarıları
Sporda Al Ain FC, AFC Şampiyonlar Ligi™ 2023/24’te Japonya’nın Yokohama F. Marinos’unu mağlup ederek zafere ulaştı. Sharjah Hentbol Kulübü, Asya Hentbol Şampiyonası’nda Suudi Arabistan’ın Al Khaleej takımına karşı zafer elde etti.
BAE Jiu-Jitsu takımı, Yunanistan’daki Dünya Şampiyonası’nda 61 madalya toplayarak başarılı oldu ve Hırvatistan’daki 2024 Dünya Jiu-Jitsu Kupası’nda 18 madalya ile zirvede yer aldı.
Dubai Hakkında:
2013
https://www.youtube.com/watch?v=rcC6aiQ3VDM
2023
info@epida.org
Enerji Piyasası İzleme ve Derecelendirme Ajansı (EPİDA) sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.