
EPİDA Kurucusu ve Baş Analisti Neslihan Gökdemir Ağar:
🌿“Cenevre’de yapılan görüşmelerin üçüncü turu bugün sona erdi. Umman Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi, müzakerelerde “önemli ilerleme” sağlandığını ve teknik düzeyde görüşmelerin gelecek hafta Viyana’da devam edeceğini açıkladı. İran tarafı, “önemli” ve “pratik” önerilerin masaya geldiğini belirtti. Bu öneriler, nükleer programın sınırlandırılması ve yaptırımların hafifletilmesi üzerine odaklanıyor.
Gerçek şudur ki, ne bölgemiz ne de dünya yeni bir savaşı kaldıramaz. ABD Başkanı Trump da bu gerçeğin farkındadır. Yeni bir savaş, kendisinin kurduğu “Barış Kurulu” (Board of Peace) konseptini zedeleyecek ve Rusya–Ukrayna savaşının daha da uzamasına yol açacaktır.
Bütün bu çatışmalar, ABD’nin iç gündemindeki karmaşık meselelerle birleştiğinde, küresel ölçekte içinden çıkılması güç sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle müzakerelerin nihai rotası BARIŞ olmak zorundadır.
Filistin ve Ukrayna’daki savaşlar sona ermelidir. Coğrafyamızda yaşanan enerji üzerinden yürütülen baskılar ve tehditler tüm dünyada son bulmalıdır. Politik hırslar ve ‘jeoekopolitik’© hesaplar uğruna halklar ne rahatsız edilmeli ne de cezalandırılmalıdır.
İran yönetimi de kendi halkının beklentilerini dikkate alarak yeni politikalar geliştirmeli, daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsemelidir.
Böylece yerküremiz rahat bir nefes alacak, insanlık için yeni bir umut doğacaktır. Buna hepimizin ihtiyacı vardır.
Yaşasın barış! Savaşın gölgesinde bile güzelliği var…” 🌿🕊️
#EnerjiNetwork© — Saat 18.45 / İstanbul — 🌍🔥 Bugün, Cenevre’de süren ABD–İran nükleer müzakereleri oldukça kritik bir dönemeç. Görüşmeler, Umman’ın arabuluculuğunda Umman’da yürütülüyor ve bu ay içinde taraflar üçüncü kez masaya oturmuş olacak.
Washington, İran’ın uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurmasını ve balistik füze programının da gündeme alınmasını istiyor. Tahran ise görüşmelerin yalnızca nükleer konular ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasını savunuyor. – Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, müzakerelerin olumlu bir ivme yakaladığını ve anlaşmaya varılabileceğini belirtiyor.
ABD’nin füze programını masaya getirmesi ile İran’ın bunu reddetmesi arasında ciddi bir görüş ayrılığı söz konusu. Bu, müzakerelerin en büyük kırılma noktası. Eğer taraflar sadece nükleer faaliyetler ve yaptırımlar konusunda uzlaşırsa, kısa vadede bir anlaşma ihtimali artabilir. Ancak füze programı tartışmaya dahil edilirse süreç tıkanabilir. Ortadoğu’daki enerji dengeleri ve güvenlik politikaları açısından bu müzakereler, sadece İran ve ABD’yi değil, bölgedeki tüm aktörleri doğrudan etkileme gücünde.
ARA ANLAŞMA İHTİMALİ YÜKSEK…
Tarafların en azından yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini sınırlaması yönünde bir “ara anlaşma” ihtimali yüksek… Uzun vadede, füze programı ve bölgesel nüfuz konuları masaya gelmeden kalıcı bir çözüm ise zor… Bu nedenle bugünkü görüşmelerden tam ve kapsamlı bir anlaşma beklemek neredeyse imkansız…
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, olası bir anlaşmanın “süresiz” olması gerektiğini vurguladı. – İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “hem savaşa hem de barışa hazırız” diyerek tüm seçeneklerin masada olduğunu belirtti.
Altın fiyatları ve küresel piyasalar görüşmeleri yakından izliyor. Uzlaşma sağlanamazsa dalgalanma bekleniyor.
Benim beklentim, bugünkü görüşmelerden dar kapsamlı bir uzlaşma çıkabileceği yönünde. Ancak geniş kapsamlı ve kalıcı bir anlaşma için tarafların daha fazla esneklik göstermesi gerekecek.
📰 Times of Israel, Washington’un İran’ın üç ana nükleer tesisini kapatmasını ve zenginleştirilmiş uranyumun ABD’ye gönderilmesinin istendiğini aktarıyor .
📰 Mehr News, Tahran’ın kırmızı çizgilerini net koyduğunu; uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını ve görüşmelerin sadece nükleer dosyayla sınırlı kalmasının istediğini bildiriyor.
📰 Indian Express, ABD’nin bölgeye uçak gemileri ve savaş uçakları konuşlandırarak baskıyı artırdığını, görüşmelerin “son diplomasi şansı” olarak görüldüğünü yazıyor.
🔴 Nükleer Müzakereler: Cenevre’de yapılan üçüncü tur görüşmelerde ABD, İran’ın uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını ve mevcut stokları ABD’ye göndermesini talep ediyor. İran ise bu talepleri reddediyor ve “zenginleştirme hakkı”nı kırmızı çizgi olarak savunuyor. (The Indian Express)
Umman Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi, müzakerelerin “pozitif bir ivme” yakaladığını ve anlaşmaya varılabileceğini söyledi. (News18)
🔴 ABD Baskısı: Başkan Donald Trump, Ortadoğu’ya uçak gemileri ve savaş uçakları göndererek askeri baskıyı artırdı. Bu, 2003 Irak işgalinden bu yana en büyük ABD askeri yığınağı olarak değerlendiriliyor. (Havana Times)
Al Jazeera, Washington’un İran’ın balistik füze kapasitesini ciddi bir tehdit olarak gördüğünü ve müzakerelerde bu konuyu gündeme getirdiğini aktarıyor.
🔴 Yeni Yaptırımlar: ABD, İran’ın petrol satışlarını ve silah üretimini kolaylaştırdığı iddia edilen 30 kişi ve kuruluşa yeni yaptırımlar uyguladı. (Havana Times)
ABD, görüşmeler öncesinde İran’ın petrol ve silah ticaretini kolaylaştırdığı iddia edilen kişi ve kuruluşlara yeni yaptırımlar uyguladı. (Aljazeera)
🔴 İran’ın Tutumu: İran hükümeti “kırmızı çizgiler”den taviz vermeyeceğini, uranyum zenginleştirme hakkının korunması gerektiğini vurguluyor. (Aljazeera)
🔴 İç Gelişmeler: İran’da üniversitelerde beş gündür süren öğrenci protestoları rejime karşı direnişin yeni dalgası olarak görülüyor. Öğrenciler dersleri boykot ederek kampüsleri “direniş merkezine” dönüştürdü. (ncr_iran.org)
Üniversitelerde süren öğrenci protestoları rejime karşı yeni bir dalga olarak görülüyor. Al Jazeera, öğrencilerin kampüsleri “direniş merkezine” dönüştürdüğünü bildiriyor.
🔴 Tahran Sokakları: Başkentte günlük yaşamda ABD karşıtı billboardlar dikkat çekiyor; gazetelerde Trump’ın fotoğrafları manşetlerde yer alıyor. ((wanaen.com)
İran’ın balistik füze kapasitesi ABD için ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor. İran ise “kırmızı çizgiler”den taviz vermeyeceğini açıklıyor. (Aljazeera)
Alma Research’e göre İran, 2025’teki saldırılardan sonra nükleer tesislerini yer altına taşıyarak güçlendirme ve balistik füze programını hızlandırma stratejisi izliyor. (İsrael-alma.org)
Bugün İran’da hem uluslararası diplomasi hem de iç politik protestolar eş zamanlı olarak ülkenin geleceğini şekillendiriyor.
Bugün için en olası senaryo, sınırlı bir uzlaşma çıkmasıdır. Taraflar, en azından müzakereleri tamamen koparmamak adına “ara formüller” üzerinde anlaşabilir. Ancak kalıcı ve geniş kapsamlı bir çözüm için füze programı, bölgesel nüfuz ve güvenlik dengeleri mutlaka masaya gelmek zorundadır.
İran içindeki protestolar ve ekonomik baskılar, Tahran’ın diplomasiye daha açık olmasını teşvik edebilir. ABD’nin askeri baskısı ise süreci hızlandırabilir ama aynı zamanda kırılgan hale de getiriyor.
Bu nedenle bugünkü görüşmelerden “nihai anlaşma” değil, daha çok zaman kazandıran bir ara uzlaşma çıkması beklenebilir.
İran–ABD nükleer müzakereleri, sadece iki ülke arasındaki bir diplomatik süreç değil; bölgesel dengeleri ve küresel güvenliği doğrudan etkileyen bir gelişme olarak görülmeli.
Bu müzakereler, sadece nükleer silahların değil, enerji kaynaklarının, güvenlik politikalarının ve diplomatik dengelerin geleceğini belirliyor.
EPIDA olarak bu süreci yakından izlemek, hem bölgesel hem de küresel stratejiler açısından oldukça kritik.
İRAN-ABD NÜKLEER MÜZAKERELERİNDE SON DURUM VE KÜRESEL ÖNEM…

#EnerjiNetwork© — Saat 21.55 / İstanbul — 🌍🔥📌🔎 Cenevre’de yapılan görüşmelerin üçüncü turu bugün sona erdi. Umman Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi, müzakerelerde “önemli ilerleme” sağlandığını ve teknik düzeyde görüşmelerin gelecek hafta Viyana’da devam edeceğini açıkladı. İran tarafı, “önemli” ve “pratik” önerilerin masaya geldiğini belirtti. Bu öneriler, nükleer programın sınırlandırılması ve yaptırımların hafifletilmesi üzerine odaklanıyor.
Aljazeera & The Indian Express, görüşmelerin ABD’nin Orta Doğu’ya uçak gemileri ve savaş uçakları göndermesiyle artan askeri baskı ortamında gerçekleştiğini vurguluyor. Bu durum, müzakerelere “son diplomasi şansı” havası veriyor.
- Kısa Vadede: Tarafların sınırlı bir “ara anlaşma”ya varması ihtimali güçleniyor. Bu, yaptırımların kısmen hafifletilmesi karşılığında İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini sınırlaması şeklinde olabilir.
- Uzun Vadede: Füze programı ve bölgesel nüfuz konuları masaya gelmeden kalıcı bir çözüm zor görünüyor.
- Riskler: ABD’nin askeri baskısı ve İran’ın iç kamuoyundaki protestolar, süreci kırılgan hale getiriyor.
Bugün itibarıyla müzakereler kopmadı, aksine ilerleme kaydedildi; ancak kalıcı bir anlaşma için daha uzun bir yol olduğu da kesin.
⚡ Enerji Piyasalarına Etkiler
- Petrol ve Doğalgaz Fiyatları: İran’a yönelik yaptırımların kısmen hafifletilmesi ihtimali, küresel arzı artırabilir. Bu, petrol ve doğalgaz fiyatlarında düşüş beklentisi yaratıyor. Özellikle Avrupa ve Asya piyasaları bu gelişmeye duyarlı.
- Volatilite Riski: ABD’nin askeri baskısı ve İran’ın kırmızı çizgileri nedeniyle müzakerelerin başarısız olması fiyatlarda sert dalgalanmalar yaratabilir.
- Yatırım Akışları: Enerji piyasaları sadece kısa vadeli fiyat hareketleriyle değil, uzun vadeli yatırım kararlarıyla da şekilleniyor. Nükleer müzakereler, enerji güvenliği hesaplarını ve stratejik rezerv politikalarını yeniden tanımlayabilir.
Türkiye’nin Enerji Güvenliği Açısından Önemi
- Enerji Koridoru Rolü: İran gazının Avrupa’ya açılması halinde Türkiye’nin TANAP ve diğer boru hatları üzerinden geçiş ülkesi rolü güçlenecek. Bu, Ankara’nın enerji diplomasisinde stratejik önemini artırır.
- Maliyetler: Petrol ve doğalgaz fiyatlarının düşmesi, Türkiye’nin enerji ithalat faturasını hafifletebilir. Bu, enflasyon ve cari açık üzerinde olumlu etki yaratır.
- Diplomatik Denge: Türkiye, NATO üyesi olarak ABD’nin politikalarıyla uyumlu olmak zorunda kalırken, İran’la ekonomik işbirliğini artırma fırsatını da değerlendirebilir. Bu, Ankara’nın “denge politikası”nı daha da kritik hale getirebilir.
📊 Bugünkü müzakerelerden çıkabilecek ara anlaşma, enerji piyasalarında kısa vadeli rahatlama sağlayabilir. Türkiye açısından bu durum hem ekonomik hem de jeopolitik bir fırsat anlamına geliyor. Ancak kalıcı bir çözüm için füze programı ve bölgesel nüfuz konularının da masaya gelmesi şart.
Avrupa Enerji Stratejisine Etkileri
Arz Güvenliği:
İran gazının Avrupa’ya açılması ihtimali, AB’nin Rusya’ya olan bağımlılığını azaltabilir. Bu, özellikle Ukrayna savaşı sonrası enerji güvenliği arayışında Brüksel için stratejik bir fırsat.
Fiyat İstikrarı:
İran petrol ve gazının küresel piyasaya dönmesi, enerji fiyatlarını düşürerek Avrupa’daki enflasyonla mücadeleyi kolaylaştırabilir. Almanya ve İtalya gibi enerji ithalatına bağımlı ülkeler için bu büyük bir avantaj.
Yeşil Dönüşüm:
AB’nin “Yeşil Mutabakat” hedefleri doğrultusunda İran’ın güneş ve hidrojen potansiyeli, Avrupa için yeni işbirliği alanları yaratabilir. Bu, fosil yakıt bağımlılığını azaltırken enerji çeşitliliğini artırır.
Jeopolitik Denge:
İran ile yapılacak sınırlı bir anlaşma, AB’nin Ortadoğu’daki diplomatik rolünü güçlendirebilir. Ancak ABD’nin askeri baskısı ve İsrail’in güvenlik kaygıları, AB’nin manevra alanını daraltıyor.
- AB, İran gazı ve petrolünün piyasaya dönmesiyle enerji maliyetlerinde rahatlama yaşayabilir.
- Uzun Vadede: İran’ın enerji altyapısına yatırım yaparak, yeşil dönüşüm projelerinde ortaklık kurma ihtimali doğar.
- Riskler: Eğer müzakereler başarısız olursa, AB’nin enerji stratejisi yine Rusya ve LNG’ye bağımlı kalır; bu da fiyat dalgalanmalarını artırır.
👉 Yani bugünkü müzakereler, AB için sadece nükleer güvenlik değil, aynı zamanda enerji bağımsızlığı ve yeşil dönüşüm açısından da belirleyici.
Türkiye–AB Enerji İşbirliği Boyutu
- Enerji Koridoru Güçleniyor:
İran gazının Avrupa’ya açılması halinde Türkiye, TANAP ve diğer boru hatları üzerinden geçiş ülkesi rolünü daha da güçlendirir. Bu, Ankara’yı AB için vazgeçilmez bir enerji partneri haline getirir. - Fiyat Avantajı:
İran’ın piyasaya dönmesiyle enerji fiyatlarının düşmesi, Türkiye’nin ithalat maliyetlerini azaltırken AB’nin enerji güvenliğini de rahatlatır. Ortak çıkar, işbirliğini teşvik eder. - Yeşil Dönüşüm ve Hidrojen:
AB’nin “Yeşil Mutabakat” hedefleri doğrultusunda İran’ın güneş ve hidrojen potansiyeli, Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınabilir. Bu, Türkiye’nin enerji geçişinde stratejik bir köprü rolü üstlenmesini sağlar. - Jeopolitik Denge:
Türkiye, NATO üyesi olarak ABD’nin politikalarıyla uyumlu olmak zorunda kalırken, AB ile enerji işbirliğini artırarak kendi diplomatik manevra alanını genişletebilir. Bu, Ankara’nın “denge politikası”nı daha da kritik hale getiriyor.
📊 Türkiye–AB enerji işbirliği, İran’ın piyasaya dönmesiyle daha cazip hale gelir. Türkiye, AB’nin enerji stratejisinde “vazgeçilmez transit ülke” konumunu pekiştirir. Eğer müzakereler başarısız olursa, AB’nin enerji stratejisi yine LNG ve Rusya’ya bağımlı kalır; Türkiye’nin rolü sınırlı kalır.
👉 Yani bugünkü müzakereler, sadece İran’ın geleceğini değil, Türkiye–AB enerji ortaklığının stratejik yönünü de belirliyor.
nga@epida.org
Enerji Piyasası İzleme ve Derecelendirme Ajansı (EPİDA) sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.